Tam Sürümünü Görmek İçin : Teknik Konular

AcH!RauS.10
25.10.2007, 17:45
ABS VE CEP TELEFONU

Sistemin aksama prensibi:

Anti blokaj sisteminin devreye girmesi için ani fren yapmanız gerekmektedir. ABS her zaman devrede değildir. Ani frenlerde pedalın kırılma gibi geriye gidip titremesi sırasında ABS devrededir.

İşte tam bu sırada (Ani fren yaparak ABS'yi devreye soktuğunuzda) cep telefonunuza gelen "İLK ÇALMA ESNASINDAKİ" FREKANS sinyalleri, TAM O SIRADA FRENE ASILIRKEN ABS'yi devreye sokan sinyallerle ÇATIŞTIĞI için ABS'nin devreye girmesi riske giriyor. Çoğu zamanda kaza ile sonuçlanıyor.

Yani diğer bir deyişle, telefonunuza gelen ilk arama sinyaliyle -veya sizin dışarıyı arama- şoförün ani frenle ABS'yi devreye soktuğu o 1-2 saniyelik sürede bu iki işlem biraraya gelirse, fren tutmuyor. O yüzden herkes telefonla konuşabiliyor. Ama tam ani fren esnasında telefonunuza sinyal gelirse, kaçınılmaz son meydana geliyor.

Her otomobilin ABS'si aynımıdır? Hayır. Örn: Son model bi mercedeste bu durum olmazken, yeni opsiyona katılmış bi Palioda bu durumla karşılaşılırsa şaşırılmamalı. Yoksa fiyat farkı o kadar olurmuydu? Tıpkı motor gibi otomobilin tüm parçalarıda kalitesine göre değerleniyor. Mercedesin far camının fiyatıyla palionunkinin bir olmaması gibi.........
Dip Not : ayrıca fren her zaman tutar yalnızca ABS devreye girmez



25.10.2007, 17:46 tarihinde, HayaLPeresT tarafından düzenlendi.


AcH!RauS.10
25.10.2007, 17:46
LASTİKTE HIZ SINIRI
Hız Sembolü J K L M N P Q R S T U H V W Y Z(*)
Hız Limiti (km/saat) 100 110 120 130 140 150 160 170 180 190 200 210 240 270 300 240+

şimdi aracımıza lastik alıyoruz. diyoruz ki üstad hız lastiği olsun v olsun. peki yukarıda hangi lastiğin ne kadar hız limiti olduğu yazıyor. peki bu lastiklerin bu hız değerlerine çıkabilmekten başka avantajları nelerdir ? yani sadece ben 240 km hıza çıkabilmek için mi alacağım bu lastiği ?
maximum hızı 190 olan bi aracın v lastik alması mantıklı mı ?

Lütfen bazı şeyleri göz ardı etmeyelim , önce güvenlik

AcH!RauS.10
25.10.2007, 17:48
Dizel motorlarda yakıt sistemi içerisine hava girerse motor çalışmaz. Yakıta yapılan basınç, sistemde hava bulunduğu için diğer parçalara iletilmez. Bu nedenle sistemdeki havanın dışarıya atılması gerekir. Bu hava şu sıraya göre alınır:

1-Yakıt deposu temiz yakıtla doldurulur.

2-Beslenme pompası üzerindeki el pompası devamlı olarak basılır.Bu anda filtredeki hava alma vidası gevşetilerek köpüksüz yakıt gelmesi sağlanır.

3-Marş yaparak motor döndürülür.Enjektör rekorları sırayla gevşetilerek hava alınması sağlanır.

YAKIT SİSTEMİNİN HAVA YAPMA NEDENLERİ...

1-Depodaki yakıtın tamamen bitmesi.

2-Yakıt filtresinin tıkalı olması.

3-Elemanların sökülmesi basınç borularının sökülüp takılması.

4-Yakıt rekorlarında delik ya da kaçağın olması.

AcH!RauS.10
25.10.2007, 17:49
Turbonun görevleri nelerdir? Turbo nasıl çalışır?




Turbonun görevi daha fazla soğuk havayı motora vererek performansı arttırmaktır. Motorda soğuk hava sıcak havadan daha yoğundur. Bu yüzden motordan içeri giren hava ne kadar yoğun olursa içerdeki patlama o derece şiddetli olur. Bu sayede de üretilen güç ve tork da fazlalaşır. Otomobillerin soğuk havalarda daha iyi performans sergilemesinin sebebi budur. Turbo ise daha fazla soğuk havayı motora vererek performansı artırır.
  • Turboşarj ve süperşarj
Otomobilin performansını en üst noktaya çıkarabilmek için kullanılan iki farklı sistem vardır. Bunlar süperşarj ve turboşarjdır.
  • Süperşarj
Süperşarj aslında basit bir kompresördür. Dışarıdan gelen havayı basınçlı bir şekilde içeri püskürtecek şekilde dizayn edilmiştir. Süperşarjın iki farklı çeşitte uygulanması mümkündür. Emme manifoltu ile throttle body arasına veya throttle body'nin önündeki hava girişine monte edilebilir. Eğer emme manifoltu ile throttle body arasına monte edilirse, enjeksiyon sisteminde mekanik bir değişiklik yapmadan benzin akışının ayarlanması mümkün olur. Bu genellikle yarış otomobillerinde de tercih edilen daha pratik bir sistemdir. Eğer süperşarj throttle body'nin önünd monte edilirse, gelen basınçlı havayı karşılamak için normalden daha yüksek basınçla yakıt püskürtülmesi gerekecektir.
  • Çalışma sistemi
Süperşarjın içindeki kompresör çalışma gücünü yine motor kayışlarından ve dişlilerden alır. Bu çalışma için turboşarja göre daha fazla güç gerektiren bir sistemdir. Ayrıca sağladığı sıkışma sebebiyle motorun çabuk yıpranmasına sebep olmaması için motor kompresyon oranı pistonların değişmesi suretiyle düşürülmelidir.
  • Süperşarj daha fazla benzin tüketebilir
Aynı silindir hacminde ve aynı yanma odalarına sahip iki motordan, süperşarj uygulanmış olan motor aynı büyüklük içinde daha fazla sıkıştırma ile çalışacak ve daha fazla benzin yakacaktır. Buna karşılık turbo uygulamasındaki kadar yüksek güç veremeyecektir.
  • Turboşarj'a göre avantajlı
Turboşarj uygulamasında, turbonun devreye girmesi için yanan gazın geri dönmesi ve türbünü doldurması gerekmektedir. Fakat süperşarj uygulamasında turbonun devreye girmesi için gereken zaman ve motor devri, süperşarjın devreye girmesi için gerekmemektedir. Gaz pedalına ilk basıldığı anda açılan süperşarj, en alt devirden itibaren gücünü gösterecektir.
  • Turboşarj
Turboşarj, egzoz gazı ile çalışan bir süperşarj olarak tanımlanabilir. Gücünü süperşarj gibi kayışlardan ve dişlilerden değil, egzoz gazının basıncından alır. Yanma odasında patlayan hava benzin karışımı, gaza dönüşerek egzoz süpaplarından egzoz manifoltuna doğru itilir. Bu aşamada egzoza giden gazın basıncı, yol üzerindeki turbonun pervanesini döndürür ve bu yönlü pervane sayesinde gazın önemli bir kısmı türbüne girer.
  • Türbün dolar
Türbün basınçlı gazla dolduğu andan itibaren ters yöndeki kompresör pervane de basınçla dönmeye başlar. Kompresör pervanenin etkisi ile hava filtresinden gelen temiz hava basınçlı bir şekilde emme manifolduna veya mevcutsa intercoolera gönderilir. Basınçla yoğunlaşan havadaki oksijen miktarının artması ile daha verimli bir yanma sağlanır ve buna bağlı olarak elde edilen güç artar.
  • Motor patlayabilir
Süperşarjda olduğu gibi, turboda da motor kompresyon oranı atmosferik motorlara göre daha düşük tutulmalıdır. Aksi takdirde yüksek basınçtan dolayı motor çabuk yıpranacak ve hatta çok zorlandığı durumlarda motorun patlama riski ortaya çıkacaktır. Turbo uygulaması, motorun pistonları ve gerekiyorsa diğer aksamının da uygun şekilde değiştirilmesi suretiyle yapılmalıdır. Gücün yüzde 50'lere varan artışına dayanma ihtimali zayıf olan şanzıman ve aktarma sisteminin de değiştirilmesi gerekebilir.
  • Kullanımdan sonra soğutulması şart
Turbo motorlar kullanılırken dikkat edilmesi gereken bir başka husus ise otomobili yüksek devirlerde kullandıktan sonra motor stop edilmeden önce kısa bir müddet de olsa rölantide çalıştırılarak, türbünün boşalması ve soğumasına izin verilmesidir. Aksi takdirde gazın sirkülasyonu esnasında türbün boşalmadan bir miktar gaz içerde hapsolacak ve zaman içinde turboyu ciddi şekilde yıpratacaktır. Turbo uygulamasının motorda çok daha fazla yük ve yüksek ısılara yol açacağı ve bunun için intercooler uygulamaları veya diğer soğutma yöntemleri gerektiği unutulmamalıdır.
  • Fabrika çıkışı otomobillerde kullanılıyor
Turbo uygulaması özellikle ülkemizdeki otomobil modellerinde süperşarjdan daha yaygındır. Bu uygulamanın bir çok zaman Avrupalı standart otomobillerde fabrika çıkışı uygulandığı da görülmektedir. Örnek olarak VW'nin 1.8 litre hacimli 125 beygir güç üretebilen motoruna uygulanan çok küçük türbünlü bir turbo ile 1.8T motorunu yarattığı ve 150 beygir güç ürettiği bilinmektedir.

Turboşarj
Turbo motora atmosferik basıncın üzerinde hava vererek yani cebri doldurum yaptırarak daha küçük hacimli motordan daha yüksek güç alınmasını sağlatan , hareketini egzoz gazının dışarı çıkma basıncından alan bir çeşit pompadır.Türbin ve kompresör olmak üzere iki adet pervaneye sahiptir. Türbin eksoz tarafında yer almaktadır , kompresör emme tarafında . Eksoz gazının çıkma basıncıyla dönen türbin aradaki bağlantı milinin yardımıyla kompresör pervanesini döndürür. Bu sayede motor silindirine önemli ölçüde artan bir hava girişi sağlanır.



Intercooler
Turbo şarjlı motor larda turbonun sıkıştırması sonucu ısınan havanın soğutulması için kullanılan ek soğutucudur. Turbonun basıncını yükselttiği hava radyatöre benzeyen peteklerin içerisinden geçirilerek tekrar soğutulduktan sonra motora gönderilir.

Hava soğukken molekülleri daha küçük olduğu için silindire verilen hava soğuk olduğunda silindirin içine daha fazla hava (oksijen) sığabilir ve bu şekilde volümetrik verim artırılarak daha fazla güç elde edilir.


Kırmızı Çizgi ile çizilen kısım.(MiniCooper)

Süperşarj
Süperşarj, içten yanmalı motorlarda güç üretimini artırmaya yönelik uygulanan bir tekniktir.

Normalde bir pistonun pozitif yer değişimi sonucu silindir içerisine hava dolar ve bu hava sıkıştırılarak yanmada kullanılır. (bkz: Dört zamanlı motorlar) Silindir içerisine ne kadar çok hava gönderilebilirse üretilen güç o denli yüksek olur. Süperşarj tekniği de bu prensibe dayanır. Bu teknikte hava silidire gönderilmeden önce bir kompresör ile sıkıştırılır ve yüksek basınç sayesinde aynı hacimdeki silindir içerisine daha çok hava verilmiş olur.Sonuç olarak daha fazla yakıt yakılarak aynı motordan süperşarj sayesinde motor hacmini büyütmeden daha fazla güç elde edilmiş olur.

Süperşarj (yaklaşık olarak) "normalden daha fazla yüklemek" anlamına gelir.



04.11.2007, 16:09 tarihinde, HayaLPeresT tarafından düzenlendi.


AcH!RauS.10
25.10.2007, 17:50
Dump Valve nedir, ne işe yarar?

Dump Valve, turbo beslemeli otomobillerde turbo basıncını sürekli yüksek tutarak gaz tepkisini arttırmak için üretilmiş bir parçadır.

Turbo beslemeli otomobillerde ayak gazdan çekildiğinde turbo hala dönmeye devam etmektedir, fakat turbonun bastığı havanın gideceği bir yer olmadığı için oluşan yüksek basınç turbo pervanesine büyük bir kuvvet uygulayarak pervaneyi aniden yavaşlatır. Gaza tekrar bastığınızda turbo basıncının tepe noktasına gelebilmesi için pervaneyi tekrar hızlandırmak gereklidir ve bu esnada istenilen turbo basıncı elde edilemediği için büyük bir performans kaybı yaşanır.Dump valve işte bu performans kaybını önlemek için vardır.



Dump Valve vasıl çalışır?

Ayağınızı gazdan çektiğinizde Dump Valve hemen devreye girerek turbonun bastığı havayı dışarı verir, bu sayede turbonun önceden bastığı hava geri tepmeyeceği ve bir geri basınç uygulamayacağı için pervane yavaşlamaz, sizin de tekrar gaza bastığınız anda pervane yavaşlamamış olduğu için turbo basıncı hemen tepe noktasında ulaşır ve siz ani gazdan çekme ve basmalar arasında performans kaybı yaşamamış olursunuz.



Dump Valve'in faydaları?

  • Turbo pervanesi üzerindeki olumsuz geri basıncı önleyerek turbonun ömrünü uzatır.
  • Turbo pervanesinin hızının yavaşlamasını engelleyerek turbo basıncını sürekli yüksek tutar. Yüksek turbo basıncı yüksek güç anlamına gelir.
  • Gazdan çekme ve gaza basma arasındaki eski ısınmış havayı dışarı verip yeni, soğuk havayı içeri aldığı için artı güç sağlar.
     

AcH!RauS.10
29.10.2007, 00:05

TEKNİK TERİMLER 

16V: 16 subaplı motor.

1dın:1,12sae

1kw:1,34ece

1kw:1,35PSdın

ABC(Active Body Control): Otomobilin yana yatmasını engelleyen elektronik sistem.

ABS (Anti Blockier System): Panik fren anında tekerleklerin kilitlenmesini önleyen elektronik sistem.

AC: Klima

AQUAPLANNING: Hızlı bir şekilde bir su birikintisine girildiğinde, aracı lastiklerinin su yüzeyinde yüzmesi, yerle teması kaybetmesidir olayıdır.

AKTİF GÜVENLİK: Otomobilde güvenliği arttıran elemanların tümü. ABS, ESP, lastikler, aracın aerodinamik yapısı, frenler, yol tutusu gibi...

AWD: (All Wheel Drive) 4 tekerlekten çekiş.

BAS: Sistem sürücünün fren pedalına sonuna kadar basması gerektiği durumlarda aksini tespit ederse frenlemeyi kendisi yapıyor.

BOXER MOTOR: Silindirlerin aynı düzlemde(180 derece) karşılıklı olarak konumlandırıldığı motor.

CBC: Arka akstaki fren sisteminin optimal kullanımını sağlıyor.

COMMON RAIL: Dizel motorlarda kullanılan yüksek basınçlı enjeksiyon sistemi.

CRUISE CONTROL: Hız sabitliyici sistem.

CVT: Sürekli değişken zamanlı otomatik şanzıman.

CVVT: Volvo’nun Vtec tarzı motoru.

CW: Sürtünme katsayısı.Otomobilin rüzgara karşı direnci.

DIN: Deutsches Institut für normung

DISTRONIC: Elektronik takip sistemi.Sistem öndeki araçla olan mesafe tehlikeli şekilde azalınca motor gücünü azaltıyor yada fren yapıyor.

DOHC: Üstten çift egsantrikli motor

DSP(Dynamic Shift program): Sürücünün kullanım tarzına göre vites değişimini hızlı yada konforlu yapan akıllı otomatik şanzıman.

EAS(Elektronik Active Steering): Aktif direksiyon sistemi. Acil durumlarda kontrolun kaybolmasını engelliyor.

EBD-EBV: Elektronik fren gücü dağıtıcısı.

ECE: Economic Commission for Europe

ECOTEC: Opel’in ekonomi,ekoloji ve teknoloji anlamına gelen motoru.

EDLS: Elektronik Diferansiyel Kilidi.

EPS (Elektro Power Steering): Elektrik motorlu hidrolik direksiyon sistemi.

ESP (Electronic Stability Program): Elektronik savrulma önleyici sistem.

FADING: Fren disklerinin ve kampanalarının aşırı ısınmasından dolayı fren etkisinin zayıflaması olayı. FPS: Yangın önleme sistemi.

FSI: VW’nin “Direkt Enjeksiyonlu benzinli” motoru.

GDI: Mitsubishi’nin “Direkt Enjeksiyonlu benzinli” motoru

GRIP: Yol tutuş'un ingilizcesi.

HB: Hatch Back.5 kapılı otomobil.

HDI: Peugeot’un common-rail teknolojisiyle ürettiği dizel motora verdiği isim.

HEAD UP DISPLAY: Gösterge tablosundaki bilgileri(hız,devir) ön cama yansıtan sistem.

HIBRID MOTOR: Bu sistemde biri benzinli diğeri elektrikli 2 adet motor vardır.

IMMOBILISER: Motoru ve otomobilin elektrik sistemini hırsızlığa karşı kilitliyen şifreli elektronik sistem.

INTERCOOLER: Turbo kullanılan motorlarda havayı soğutan sistemdir.

JIS: Japanese Industrial Standart (jıs=dın)

KARE MOTOR: Strok ve silindir çapı eşit motorlar.(Opel’in Ecotec’i)

KOMPRESÖR: Amacı turbo ile aynıdır.Fakat gücünü kayış yardımıyla motordan alır.

KW: Kilowatt

MPV: Çok amaçlı araç.(Opel Zafira)

NAVIGASYON: Akıllı yön bulma sistemi.

PASİF GÜVENLİK: Bir kaza durumunda yolcuların güvenliğini sağlayan etkenlerdir. Emniyet kemerleri, airbag, kapı içi çelik barlar, arabanın darbe emme yapısı vs. gibi.

PATS: Ford’un pasif güvenlik sistemi.Sistem alarm ve immobilizer içeriyor.

PREM AIR: Radyatörden gelen havayı filtre ederek zararlı ozon gazlarının %75’ini oksijene çeviren sistem.(Volvo)

PSM (Porsche Stability Management): Porsche'un kendine özgü, ESP'yle aynı işi gören sistemi...

QUATTRO: Audi’nin 4 tekerlekten çekiş sistemi.

REAL-TIME ÇEKİŞ SİSTEMİ: Çekiş normalde ön tekerleklerdedir.Fakat ön tekerlekler patinaja düşerse sistem çekiş gücünü otomatik olarak arka tekerleklerede iletir.(Honda HR-V)

SAE: Society of Automotive Engineers

SELESPEED: Tiptronic’den farkı manuel olması.Fakat otomatik ve yarı otomatik olarakda kullanabiliyor.

SLS: Otomobilin yüksekliğini otomatik olarak ayarlayan sistem.(Off Road araçlarda kullanılıyor)

SOHC: Üstten tek egsantrikli motor

SRS: Ek güvenlik sistemi havayastığı/emniyet kemer gergisi.

SUPER SELECT: Tekerlek çekişini ihtiyaca göre ayarlayan sistem.Bu sistemde çekiş 4 şekilde oluyor.1-Sadece arka tekerleklerden 2-Ön ve arka tekerlekler arasında dağılım 3-Ön ve arka tekerlekler arasında eşit dağılım 4-Arazi şanzımanıyla devreye giren klasik dört tekerlekten çekiş.

SUV: Sportif habi aracı.(Honda HR-V,Toyota Rav4)

TAS(Travel Assist System): Bu sistem bağlı olduğu GSM hattı sayesinde kaza anında otomatik olarak s.o.s gönderiyor.

TCS(ASR-ETC): Patinaj(çekiş) kontrol sistemi.

TDI: Turbo Dizel Enjeksiyon.

TIPTRONIC: Şanzıman ister otomatik ister manuel olarak kullanabiliyor.

TPC: Elektronik lastik basınç kontrolu.

TURBO: Motor’a daha fazla hava girmesini sağlayan sistem.Gücünü egsoz gazından alır.

TWIN SPARK: Silindir başına 2 adet buji.

VANOS: Bmw’nin değişken zamanlı subap kontrol sistemli motoru.

VTEC: Honda’nın “değişken zamanlı egsantrik mili kontrol sistemli” motoruna verdiği isim.

VVT-İ: Toyota’nın “değişken zamanlı subap kontrol sistemli” motoruna verdiği isim.

WANKEL MOTOR: Piston ve segman gibi parçaları bulunmayan, elektrikli motorlara benzer bir şekilde blogun ortasindaki rulmanli bir parcanin bloga giren benzinin ateslenmesiyle donmesiyle cok kucuk hacimlerden cok yuksek gucler cikartabilen bir motor tipidir. (Ornek: Mazda RX-7 1308cc 255bg!) Bu verimli yapilarina ragmen tamirlerinin neredeyse imkansiz olmasi nedeniyle neredeyse hic tercih edilmezler.

YAKIT HÜCRELİ MOTOR: Hidrojenin oksijenle tepkimeye girmesiyle elde edilen elektriğin elektrik motoru yardımıyla harakete dönüştürülmesi.


TeTisheri
29.10.2007, 12:11
Bu ABS Frenler in Yanında bazı Fren sistemleri Kullanılan Araçlarda Cep Telefonu Tehlikeli... Bildiğim Kadarıyla ÖLe

AcH!RauS.10
04.11.2007, 15:59


Krank mili, eksantirik bir mildir ve pistonların yaptığı doğrusal hareketi dairesel harekete çevirir.

Krank mili genellikle dövme yöntemi ile üretilir ve biyel kolunun çalışacağı bölgeleri talaşlı imalatla hassas bir şekilde işlenir. Krank mili malzemesi çeliktir. Krank miline yataklık eden kaymalı yataklar (krank mili yatağı) ise mikrokaynamaları engellemek için pirinçten yapılır.

Krank milinin yağlaması ise biyel kollarının karterdeki yağa çarpıp onu sıçratması sonucu yapılır.


İçten yanmalı motorların parçaları
( İçten yanmalı , su soğutmalı motorlar göz önüne alınmış ve genel parçalar yazılmıştır. Çeşitli motor teknolojilerine göre değişiklik gösterebilir )
Motor gövdesi: Silindir kapağı, Motor silindiri, Silindir kapak contası, Silindir gömleği

Krank sistemi: Piston, Piston sekmanı,Piston pimi,Biyel kolu,Krank mili,Krank mil yatağı,Volan

Zamanlama sistemi: Kam mili, Triger kayışı, Motor supapı, Külbütör

Benzinli motor yakıt sistemi: Hava filtresi , Karbüratör, Benzin enjektörü, Benzin filtresi, Emme manifoldu

Dizel motor yakıt sistemi: Yakıt deposu, Yakıt besleme pompası , Mazot filtresi, Enjeksiyon pompası, Common rail, Yanma odası, Dizel enjektörü

Benzinli motor ateşleme sistemi: Batarya , Endüksiyon bobini , Distribitör, Buji

Elektrik sistemi: Alternatör , Batarya , Şarj dinamosu , Marş motoru, Kontak anahtarı

Yağlama sistemi: Yağ pompası , Karter, Yağ filtresi, Yağ soğutucusu, Motor yağı

Soğutma sistemi: Motor radyatörü , Antifiriz, Devirdaim pompası, Radyatör kapağı, Motor vantilatörü, Termostat

Egzos sistemi: Egzos manifoldu , Egzos susturucusu, Katalitik konvertör
Cebri doldurma Turboşarj , Intercooler, Pompa duse, Süperşarj



04.11.2007, 16:12 tarihinde, HayaLPeresT tarafından düzenlendi.


AcH!RauS.10
04.11.2007, 16:00
Silindir Kapağı:Silindir kapağı , Motor bloğu'nu arasına silindir kapak contası konularak üstten kapatacak şekilde imal edilen motor parçasıdır. Silindir kapağı üzerinde emme manifoldu , egzost manifoldu ve bujiler bulunur. Supap sistemine de yataklık etmektedir. Otomobil motorlarında genelde tüm bloğu kaplayan bir tane silindir kapağı bulunmaktadır. Büyük motorlarda ise her silindirin kendi silindir kapağı vardır.

AcH!RauS.10
04.11.2007, 16:00
Silindir Kapak ContasıSilindir kapak contası , silindir kapağı ile motor bloğu arasındaki sızdırmazlığı sağlayan elmandır. Silindirlerin bulunduğu blok ile kapak arasına konulan ince, sıcaklığa dayanıklı bir elemandır. Motor harareti aşırı yükseldiğinde ilk olarak bu conta yanar. Conta yanarsa silindir yanma odasına soğutma suyu girer, hararet devam ederse kapak çatlar.

AcH!RauS.10
04.11.2007, 16:01
Piston
Piston, bir silindir içine hassas olarak uyarak ileri-geri hareket eden silindirik veya disk şeklinde parça. Motor, pompa ve kompresör gibi makinalarda silindirden dışarı uzanan (biyel) piston koluna bağlı olarak kullanılır.

Bir otomobil motorunda yakıt-hava karışımı silindir içinde ateşlendiğinde genişleyen gazlar pistonu aşağıya iterek piston koluna (biyel) bağlı olan krank milini döndürür. Bu buhar makinasında, yüksek basınçlı buhar silindirin bir ucundan girerek pistonu iter. Bu ilerleme hareketi pistona bağlı krank-biyel mekanizması yardımıyla dönme hareketine çevrilir. Bu pompada piston elle veya bir makina ile hareket ettirilerek su veya sıvıların hareket ettirilmesinde veya yükseğe basılmasında kullanılır. Bir kompresörde makina veya motor pistonu çalıştırarak silindir içindeki hava veya diğer gazların daha yüksek bir basınçta sıkıştırılmasını sağlar.

Eldeki bilgilere göre M.Ö. 200 veya M.S. 200 sıralarında piston, Bizanslı Phito, Aleksandrialı Ctesibius ve Hero tarafından tasarlanmıştır. Fakat genel olarak kullanılması verimli madenlerden su tahliyesi için kullanıldığı 1550 yılına kadar gerçekleşmedi. 1712 senesinde Thomas Newcomen, pistonu ilk defa buhar makinasında kullandı. Bugün pistonun, motor silindirlerinde ve pistonlu pompalarda geniş bir kullanma sahası bulunmaktadır.

Piston, yapı itibariyle gövde, sızdırmazlığı sağlayan segmanlar ve biyel ile bağlantıyı sağlayan mafsaldan meydana gelir. Gövde ve segmanlar, patlamalı motorlarda yüksek sıcaklıklara dayanması için alaşımlı çelikten yapılır. Segmanlar makina ve akışkanın cinsine ve sıcaklığına göre kenevir, keçe, dökme demir, çelik, bronz, kösele ve kauçuktan yapılabilir. Hidrolik cihazlarda sızdırmazlığı sağlamak için kauçuk ve köseleden yapılan segmanlar kullanılır. Pistonlarda en önemli problem bunların gövde ve segmanlarının aşınmasıyla sızdırmazlıklarını kaybetmeleridir. Bu sebeple bilhassa yüksek basınçta çalışan motor pistonlarının silindirine sürtünen yüzeyleri iyice işlenip parlatılarak ısıl işlemle sertleştirilir.

Resimdeki Aliminyum Bir Pistondur



04.11.2007, 16:01 tarihinde, HayaLPeresT tarafından düzenlendi.


AcH!RauS.10
04.11.2007, 16:01
Piston segmanı , İçten yanmalı , 4 zamanlı ve 2 zamanlı motorlarda silindir bloğu içinde hareket eden piston ya da pistonların üzerine açılmiş sekman kanallarının içinde çalışan gri dökme demirinden yada çelik alaşımlarından yapılan halka biçimindeki parçalardır. Segmanlar, sıkıştırma zamanı sırasında silindir içerisine alınan havanın kartere sızmasını engelleyerek kompresyonun oluşmasını sağlar. karterdeki yağın ve havanında silindir boşluğuna sızmasını engeller. Genel olarak motorlarda kompresyon segmanı ve yağ segmanı olmak üzere 2 çeşit ve 3 adet segman bulunur. Segmanların otomobil kullanılmaya başladıktan belli bir süre sonra aşınması veya tahrip olması durumunda silindir bloğu içine sızan motor yağı benzinle karışarak yanar ve motor yağ eksiltir, çevre kirliliğine sebep olur. Sıkıştırma zamanı esnasında sızdırmazlığı tam sağlayamayan sekmanlar motorun performansının düşmesine neden olur.

AcH!RauS.10
04.11.2007, 16:02
Hava Filtresi
Hava filtresi, motorun yakıtı tepkimeye sokma işlemi için ihtiyaç duyduğu oksijeni(O²) içeren havayı dışarıdan soğuran parçadır. Hava filtresi aynı zamanda dışarıdan gelen havayı temizleme görevini de üstlenir. Hava filtresinin motor için sağladığı hava her zaman yüksek verim sağlamayabilir. Bu durumun başlıca sebeplerinden biri hava filtresinin temizleme görevini düzgün bir şekilde yerine getirememesidir. Bir diğer sebebi ise hava filtresin, motorun çalışmasıyla kaput içinde oluşan sıcak havayı kullanmasıdır. Bu iki durumda da motorda performans kayıpları görülür. Böyle bir sonuçla karşılaşılmaması için hava filtresi, kaput içerisinde, soğuk havayı alabileceği en uygun yere yerleştirilmelidir. Yüksek güç üreten motorlarda dışarıdan soğuk hava almaya yönelik hava filtresi kiti kullanımı sıkça görülür.


(Opel Astra Hava Filtresinin Üstten Görünümü)
Hava filtresi takılırken renkli plastik her zaman üstte takılcak biçimde takılır.

AcH!RauS.10
04.11.2007, 16:02
Karbüratör, patlamalı motorlarda, motorun silindirlerinde yanacak benzin-hava karışımını sağlan aygıt.

Pistonların silndirdeki emiş gücüyle emilen hava, karbüratörün içinden geçerken bir miktar benzini de beraberinde sürükleyerek onu buharlaştırır ve oluşan gaz karışımı silindirlere girerek bujilerden saçılan kıvılcımla ateşlenir.. Karbüratör, emilecek havayı ve karışacak benzinin oranını ek düzeneklerle otomatik olarak ayarlar.


(Resimdeki Çift Boğazlı Bir Karbüratör)

AcH!RauS.10
04.11.2007, 16:03
Common Rail , “tutuculu püskürtme” veya “ortak boru” anlamına gelen , dizel motorlarda kullanılan bir yakıt enjeksiyon sistemidir. Bugüne kadar kullanılan aynı türdeki sistemlere göre yakıt sarfiyatı , egzoz gazı emisyonu, çalışma sistemi ve gürültü oluşumunda daha üstün bir sistemdir. Direkt tahrik edilen blok veya tek pompalı sistemlerden farlı olarak Common-Rail’de basınç oluşumu ve püskürtme ayrılmaktadır. Geleneksel dizel direkt püskürtücüleri yaklaşık 900 bar’lık basınç ile çalışırken, Common-Rail Sistemi, yakıtı 1500 bar’a kadar yükselen bir basınç ile ortak bir boru üzerinden enjektörlere dağıtır. Elektronik motor kumandası, bu yüksek basıncı, motorun devir sayısına ve yüküne bağlı olarak ayarlar.

Püskürtmeyi, enjektörler üzerinde bulunan ve süratle anahtarlanabilen manyetik supaplar sağlamaktadır. Bu da püskürtmenin şekillendirilmesi, püskürtme miktarının ölçülmesi ve yakıt püskürtmesi bakımından yeni imkanlar sağlamaktadır. Ayrıca yine bu imkanlar sayesinde yeni sistemin mükemmel bir avantajı olan Pilot (ön) Püskürtme ortaya çıkmaktadır.

Pilot püskürtme, esas ana püskürtmeden önce oluşarak yakıtın yanmasına ilişkin çıkış oranlarını yüksek derecede iyileştirmektedir. Ön veya çoklu püskürtme, süratli manyetik supaplarına çok kere kumanda edilmesi ile oluşturulur. Böylece hem zararlı madde ve gürültü emisyonu hem de dizel motorlarının sarfiyat değerleri daha da azaltılmaktadır. Common-Rail sistemi, motorda önemli değişiklikler yapılmadan, kullanılan püskürtme sisteminin yerini alabilmektedir.

Basınç oluşumunun ve püskürtmenin ayrılmasına ilişkin tek şart, bir dağıtıcı boru (rail) ve enjektörlere giden borulardan oluşan, Yüksek Basınç Tutucusu’dur. Sistemin çekirdek parçası, manyetik supap kumandalı enjektördür. Püskürtme olayı, beyinden manyetik supaba giden bir sinyal ile başlatılır. Bu arada püskürtülen miktar, hem manyetik supabın açılma süresine hem de sistem basıncına bağlıdır. Sistem basıncını, yüksek basınçlı, pistonlu pompa oluşturmaktadır. Adı geçen pompa, düşük tahrik dönme momentleri ile çalışır, bu da pompa tahrikinin yükünü azaltmış olur. Basınç oluşumu için, binek otomobillerde distribütör tipi pompalar; ticari araçlarda ise sıra tipi pompalar öngörülmüştür. Common-Rail sistemlerinde, beyin, sensörler ve çoğu sistem fonksiyonları, başkalarında bulunan pompa-meme-birimi ve pompa-boru-meme gibi zamana bağlı tek pompa sistemleri ile eşittir. Common-Rail tekniği ile varılan gelişmeler duyulabilmekte ve ölçülebilmektedir. Ön püskürtme sayesinde bu direkt püskürtücü, ön yanma odalı motorun düşük gürültü seviyesi ile çalışırken aynı zamanda en katı egzoz gazı kurallarına da uymaktadır





Otomobil üreticilerinin common rail uygulamaları
Hyundai : CRDI
Daimler-Chrysler : CDI
Ford : TDCi
Fiat : JTD
Renault : DCi
GM /Opel : CDTi
Mitsubishi : DI-D
PSA : HDI
Toyota : D-4D
MAN : D-20
Bir Örnek Olsun

AcH!RauS.10
04.11.2007, 16:03
Ateşleme Bobini

Ateşleme bobininin yada endüksiyon bobini ateşleme için yeteri kadar kıvılcım perendesini kaydetmek ve ateşleme gerilimi üretmektir.

Aslı Akımın akmasıyla asli Şargı´ nin çevresinde manyetik bir alan oluşur.

Manyetik alan içinde kaydedilmiş olan manyetik enerji ateşleme bobininin ateşleme enerjisini tasvir eder.

Bu enerji ateşleme kıvılcımı şeklinde atasleme anında serbest bırakılır.

Bobinin içinde silindir şeklinde bir makara vardır. Onun için buna silindir-ateşleme makarasıda denir.

Madeni levhalardan oluşan demir çekirdek üstünde ikincil sargı bulunur. Onun üstündede birinci aslı sargı bulunur.

Ateşleme Bobininin icrasına göre birincil(Kalın) sargı 100 kere ile 150 kere arasında sarılmıştır. ikincil(İnce) sargı ise 15.000 kere ile 30.000 kere arasında sarılmıştır.

Aslı sargı ile ikincil sargı arasında ortak bir temas noktası vardır. Her ikişide aynı nokta üzerinden harekete geçer.

Ateşleme Bobininin tatbikine göre aslı sargı için 0,4 ohm ile 0,8 ohm arasında değişen bir direnç tatbik edilir.

Aslı Akım gücünün 8 den 12 ampere e kadar olan akım gücü değeri vardır ve motorun çalışması için marşa basıldığında bu akım 20 amper e kadar çıkar.

Marş yapıldığında bataryadan gelen 12 V gücündeki elektrik enerjisini ortalama 20.000-30.000 V'a çıkarmaktadır. Günümüz araçlarında yeni tiplerde bu değer daha da fazladır.

AcH!RauS.10
04.11.2007, 16:03
Buji

İçten yanmalı motorlarda yakıt-hava karışımını ateşleyen parça. Bujiler yüksek gerilimli elektriği iki elektrot arasından atlatarak kıvılcım oluştururlar. Silindir içinde basınç altında yanma noktasına yaklaşmış yakıt bu kıvılcım sayesinde ateşlenir. motorun "yanma zamanı" böylece gerçekleşmiş olur. Bujiler birçok çeşitte ve değişik tip motorlarda kullanılmak üzere farklı boyut ve özelliklerde üretilir. Genellikle 4 bölümden oluşurlar.

1-Elektrik bağlantı ucu
2-porselen izolatör
3-montj gövdesi ve bağlantı dişleri
4-Elektrotlar

Her arabanın bir buji numarası vardır bu değerlerde buji takılmalıdır.

AcH!RauS.10
04.11.2007, 16:04
Alternatör

Alternatör mekanik enerjiyi alternatif akıma çeviren elektromekanik bir aygıttır. Çoğu alternatör bu işi yapmak için dönen bir manyetik alan kullanır. Aslında çoğu alternatif akım jenaratörü alternatör olarak adlandırılabilir fakat genelde hareketini içten yanmalı motorların sağladığı alternatif akım üreteçlerine bu isim verilir.

Çalışma Prensibi
Alternatörler doğru akım üreteçleriyle aynı mantıkla çalışırlar. Bir iletkenin etrafındaki manyetik alan değişince iletkende bir akım oluşur. Modern tipik bir alternatörde rotor denilen mıknatıslar demir cevherine sarılmış olan stator denilen sabit iletken sargıların etrafında dönerler. Mekanik enerjinin rotorları döndermesiyle iletkenler etrafındaki manyetik alan değişir ve elektrik akımı üretilmiş olur.

Rotorun manyetik alanı indüksiyonla (fırçasız jenaratörlerde), mıknatıslarla (genellikle çok ufak makinalarda) veya fırçalar yardımıyla aktarılacak bir akım ile elde edilebilir. Otomobillerde kullanılan alternatörlerde rotordaki manyetik alan her zaman fırçalar ile aktarılan akımla oluşturulur. Böylece rotordaki akım kontrol edilerek alternatörün oluşturduğu voltajın kontrol edilebilmesi sağlanır. Mıknatıs kullanan alternatörler ayrıca rotora akım vermek zorunda olmadıklarından daha verimlidir fakat mıknatısın maliyeti dolayısıyla büyüklükleri sınırlıdır. Mıknatısın manyetik alanı sabit olduğundan üretilen voltaj devir ile birlikte artar. Fırçasız alternatif akım üreteçleri genellikle otomobillerde kullanılanlardan çok daha büyük makinalardır.

Otomobil Alternatörleri
Otomobillerde kullanılan alternatörler aracın motoru çalışıyorken aküyü şarj eder ve diğer tüm elektrik sistemlerine enerji sağlar. Alternatörler, doğru akım elde etmek için gereken çeviriciye sahip olmadıklarından doğru akım üreteçlerine göre daha basit, hafif ve dayanıklıdırlar. Bu dayanıklıkları sayesinde daha yüksek hızlarda çalışabilirler, böylece otomobillerdeki altenatörler motor hızının iki katı hızda dönebilir, bu da alternatörün rölantideki çıkış gücünü artırır. 1960'lardan sonra yarı iletken diyotların ucuza bulunabilmesi ile birlikte otomobil üreticileri doğru akım üreteçleri yerine alternatörleri kullanmaya başladılar. Otomobil alternatörleri alternatif akımı doğru akıma çevirmek için akım düzelticileri kullanırlar. Dalgalanmaları düşük seviyede tutmak için otomobil alternatörlerinde 3 fazlı sargı kullanılmaktadır.

Günümüz otombillerinin alternatörlerinde voltaj düzenleyicisi bulunur. Tipik bir otomobil alternatörü manyetik alanı iletişim bileziği ile iletilen doğru akımla oluşturur. Manyetik alan akımı sabit stator sarımlarından alınan akımdan çok daha küçüktür, dolayısıyla büyük iletişim bilezikleri gerekmez. Mesela 70 amperlik bir doğru akım üreten bir alternatörün manyetik alanını oluşturmak için gereken akım 2 amperden daha küçüktür. Voltaj düzenleyicisi stator çıkışında sabit voltaj üretmek için manyetik alan akımını gerektiği gibi düzenler. Bir çok eski otomobilde manyetik alan sargıları kontak anahtarı ve şarj ikaz lambası üzerinden beslenir, kontak açık konumda ve motor çalışmıyorken ikaz lambasının yanmasının sebebi budur. Motor çalıştırıldıktan ve alternatör akım üretmeye başladıktan sonra, manyetik alan sargısı bir diyot tarafından alternatörün ana çıkışı ile beslenmeye başlar ve uçlarındaki voltaj dengelenmiş olan uyarı ışığı söner. Manyetik alan akımını sağlayan hat genellikle "uyarıcı hat" olarak adlandırılır.

Sistem oldukça basittir ve alternatörün 100 ampere (tipik bir otomobil 40-60 amperlik alternatörlere sahiptir) kadar akım taşıyabilen ana çıkış devresinde büyük anahtarlar gerektirmez. Sistemin bir kötü yanı, ikaz ışığı bozulduğunda veya uyarıcı hat koptuğunda manyetik alan sargısına akım ulaşamaması ve alternatörün güç üretememesidir. Fakat bazı alternatörler belirli hızlarda dönderildiklerinde kendi kendilerine uyarıcı akımı üretebilirler. Sürücü uyarıcı hattın koptuğunu motor çalışmıyorken yanan ikaz lambasından anlayabilir. Modern sistemler daha gelişmiş elektronik izleme sistemlerine sahiptir ve böyle bir problemde sürücüyü uyarırlar.

Ağır iş makinalarında ve acil durum araçlarında kullanılan alternatörler 150 amper kadar üretebilir. Çok az ışığı ve elektronik sistemi olan eski araçlar ise sadece 30 amperlik bir alternatöre sahip olabilir. Hibrid otomobiller, alternatör ve marş motorunu birleştirerek her iki görevi de üstlenen bir motor/jenaratör kullanır. Bu motor/jenaratör hem içten yanmalı motorun çalıştırılmasını sağlar, hem hızlanma için fazladan güç sağlar, hem de sabit hızda sayrediyorken aracın yüksek kapasiteli akülerini şarj eder. Bu cihazlar kontrol için yukarda bahsedilen basit alternatörlerden çok daha gelişmiş elektronik sistemlere sahiptir

AcH!RauS.10
04.11.2007, 16:04
Marş Motoru
Marş motoru otomobillerde ilk hareketi sağlayan parçadır.Araçta marşa basıldığı anda marş motorunun dişlisi ile krank miline bağlı volan dişlisi birbirine geçerek marş motorunun oluşturduğu dönme kuvveti, volan dişlisi aracılığı ile krank miline aktarılır. Böylece motora ilk hareketi verilmiş olur. Marş motoru yapı itibariyle, elektrik motorudur ve beslemesini akümülatör sağlar.

AcH!RauS.10
04.11.2007, 16:04
Karter
Karter, içten yanmalı motorlarda motorun alt kısmında bulunan yağ tankıdır. Krank milini dışarıdan gelebilecek darbelere karşı korur.

Karter iki çeşittir boğazlı ve düz karter olmak üzere ikiye ayrılır.Bazı karterler içinde deflektör denilen bir araç vardır bu da yağın karşımasını ve çarpmasını önler.

AcH!RauS.10
04.11.2007, 16:04
Katalitik Konvertör
Katalitik konvertör, ya da katalitik dönüştürücü, motorların egzozlarındaki (dışarı verdikleri gaz) çevreye zararlı maddeleri daha az zararlı maddelere dönüştüren aygıt. En yaygın uygulaması otomobillerdedir. Bir katalitik konvertörün yaptığı, tam olarak yanmamış hidrokarbonlara ikinci bir yanma ve kirletici gazlara bir indirgenme ortamı sağlamaktır. Bu yanma ve indirgenme birtakım katalizörler (platin, palladyum ya da rodyum) kullanılarak yapılır. İkinci yanma işlemi motor dışında gerçekleştiğinden bundan işe dönüştürülebilir enerji elde edilmez.


AcH!RauS.10
04.11.2007, 16:15
Hybrid nedir?

Alternatif enerji ile çalışan araç yaratma amacıyla 1997 yılında seri üretime başlanan birinci nesil hibridlerde bulunan elektrik motoru, benzinli motorun devrinin düştüğü noktada devreye girerek yakıt tüketimini azaltıyor. Sistem sayesinde, özellikle sıkışık trafikte tüketilen yakıt ve egzoz gazları sıfırlanıyor.

Daha sonra geliştirilen Hybrid teknolojilerinde ise güçlendirilen akım sayesinde, elektrik motorunun daha yüksek devirlerde de devreye girerek yakıt tüketimini yüzde 30’lara varan oranda aşağıya çekmesi sağlandı. Bunun yanı sıra bazı üretici firmalar benzinli hibridlerin yanı sıra, dizel hibridler üzerine de çalışmayla başladı. Bu teknoloji henüz yaygınlaşmasa da örneğin Toyota firmasının geliştirdiği dizel Hybrid motorlara sahip bazı araçların Japonya’da satışına başlandı. Hybrid motorlar yakıt tüketimi ve çevreci özelliklerinin yanı sıra, yüksek performansları ile de dikkat çekiyor. 1.6 litrelik Hybrid bir motorun kullanıldığı araçlardan sağlanan performans, 1.7 litrelik benzinli bir motora yakın seviyelerde.

Elektrik + Benzin = Hybrid

25 Mart 2005 itibariyle benzin pompa fiyatı 2,49YTL, belki siz bu yazı okuduğunuz zaman 2,50'yi geçecektir. Peki dünya nereye gidiyor. Benzin fiyatları bizi evde oturmaya mı sürükleyecek? Hybrid teknolojisi yakın gelecekte bütün dünyayı saracak ve gelecekte daha ucuza daha fazla kilometre yapacağız.
İlk etapta hybrid teknoloji nedir kısaca onu bir öğrenelim; Hybrid araçlar elektrik ve benzinli motorları beraber kullanır, böylece normal benzinli bir araçtan çok daha ekonomiktir.1997 yılında ilk Hybrid araç Toyota Prius satışa çıktı ve o yıl 18.000 adet sattı. Şu an halen sayışta Honda'nın üç modeli Accord, Civic ve "Be cool" filmindeki Insight modeli galerilerde bulunuyor. Ford Escape, SUV modeli ayrıca bir başka Hybrid araç olarak tüketicilere sunulmuş durumda.Toyota Pirus'un motoru aracı çalıştırdığınızda ve hızınız 25 km/s kadar hızlandırdığınızda hiç benzin harcamıyor. Hızınız artmaya başladığı zaman ise, benzinli motor devreye giriyor ve aracınız hem elektrik hem de benzinli motor sayesinde ilerliyor. Aracınız belli bir hıza ulaştığı ve her iki motor tarafından desteklendiğinde eğer frene basarsanız buradan kaybedeceğiniz enerji fazlası elektrik motorlarının şarj olmasını sağlıyor. Bu da arabanızı cep telefonu gibi şarja koymaktan kurtarıyor sizi. Pirus'u diğer bir Toyota ile karşılaştırmak gerekirse, Pirus'un ulaştığı hızlanma değerleri standart bir araçtan farklı değil. 0-100 km 11 saniyenin altında ulaşılıyor.Toyota Corolla 1.6 otomatik vites bir otomobilde bu değer ise 11.8 saniyedir. Pirus ulaşa bileceği en son hız 170 km/h'dır. Corolla da ise bu değer,175 km/h'dir. Asıl fark ise toplam benzin sarfiyatı bölümünde ortaya çıkıyor. Pirus'un 100 km 4.5L yakarken Corolla'da bu değer ortalama 7.9 dur. Tabii şehir içinde kullandığınızı düşürsek bu değer 10.6'ya çıkıyor. Pirus da ise şehir içi değer 5.1'e çıkıyor.Çevre kirliliğine karşı düşük emisyonlu araçların teşvik edildiği günümüzde bu bakımdan da Pirus'un avantajlı olduğunu söyleyebiliriz. Bu yüzden de 2005 yılında yılın otomobili seçilen Pirus bu unvanı fazlası ile hak ediyor.Toyota yetkilileri ile konuştuğumuzda ise Türkiye'ye bu aracın ne zaman geleceğini kendilerinin de bilmediğini söylediler.

"Önemliysen beklerler" (Be Cool filminden) Bunun yanında Pirus kadar aktif satışta olmasa da, Honda Insight bir başka hybrid araç. Honda Insight, 2 kişilik bir otomobil olarak tasarlanmış. 100 kilometrede 3.4 litre benzin tüketen otomobil, bir başka deyişle 1 litre benzinle 29 kilometre yol kat edebiliyor. Düşük yakıt tüketme özelliğini küçük hacimli motoruna olduğu kadar son derece aerodinamik yapısına ve karoserinde kullanılan hafif parçalara da borçlu olan Insight'da 1 litre hacimli bir IMA (Entegre Motor Destek Sistemi) motor görev yapıyor. Şehir içi kullanımında oldukça ekonomik olan motor, akselerasyon için daha fazla güce ihtiyaç duyulduğunda, sistemde bulunan elektrikli motoru devreye sokuyor. Bu sistemle otomobilin gücü Entegre Motor Destek Sistemi sayesinde motorun gücü 68 HP'den 76 HP'ye, torku da 4800 d/d'da 91 NM'den 1500 d/d' da 113 NM'ye yükseliyor. 0-100 km/s hızlanmasını 12 saniyede gerçekleştiren Insight'ın maksimum hızıysa 180 km/s. Ayrıca otomobilde yer verilen bir sistem sayesinde otomobil, durduğu zaman motor otomatik olarak stop ediyor, gaza veya debriyaja basıldığındaysa tekrar otomatik olarak çalışmaya başlıyor. Bu sisteme yer verilmesinin amacı yakıt ekonomisini arttırmak ve egzozdan çıkan zararlı gaz miktarını minimuma indirmek. Honda, Insight'ın ağırlığını hafifletmek için son yıllarda sıkça karşılaşılan bir metot olan ağırlıklı alüminyum kullanımına gitmiş. Geri dönüşümlü bir malzeme olan alüminyum, otomobilin ağırlığının 820 kiloya kadar inmesine olanak tanımış. Bunlar dışında gelecekte bu tip araçları daha fazla yollarda göreceğiz. Chevrolet, Dodge, Lexus, Nissan ve Toyota 2007'ye kadar bir çok hybrid modelini piyasaya sunacaklarını açıkladılar.

Evet gelecekte bu araçları daha fazla yollarda göreceğiz. Tamam bu araçlar çok az benzin yakıyor ve çevreye duyarlı ama ben mi çok negatifim her şeyi eleştirmeye çalışıyorum, yoksa bu araçların dış dizaynı size de kötü geldi mi? Belki de bu araçları bilerek kötü yapıyorlar. Daha sonra dış tasarımını değiştirip, bir de onu mu satacaklar, yoksa dış dizaynı aceleye mi geldi?

Yarış Otomobillerinde Hybrid

Japon üretici Mitsubishi, deneme amaçlı ürettiği ve testlerini sürdürdüğü elektrikli Lancer Evolution MIEV'i, yarışlarda deneme kararı aldı. Japonya'da Shikoku adasında düzenlenen yarışa katılan ralli aracı, yeni teknolojili elektrikli araçların öncülerinden biri olarak lanse ediliyor.

Yeni geliştirilen ve her bir tekerlekte bağımsız birer motoru bulunan Lancer Evolution MIEV, lityum-ion akü sistemi kullanıyor. 2010 yılında benzer teknolojileri taşıyan araçları piyasaya çıkartmak istediğini bildiren Mitsubishi, bu yarış aracında kullanılan teknolojinin, tekerlek içine yerleştirilmiş motorlardan oluştuğunu söylüyor. Söz konusu teknolojinin pek çok avantajı beraberinde getirdiğini belirten firma yetkilileri, bunlar arasında hızlanma, daha fazla güç elde edilmesi, daha etkin frenleme gibi unsurları sayıyorlar.

180 km/s hız yapabilen araç, 250 kilometre menzile sahip. Aracın elektrik motorları sayesinde aldığı tork ise, 518 newtonmetre. Ki bu değer, neredeyse sekiz ya da daha fazla silindir adedine sahip otomobillerin torkuna yani motor çekiş gücüne eşit..

Hybrid Araçlar

Açıklamaya göre, Hybrid elektrikli araçların, tüm dünyada 2030 yılı itibariyle yeni araç taleplerinin yüzde 50'lik bir bölümünü karşılaması bekleniyor. Getz Hybrid' in tüketimi, içten yanmalı motora sahip olan Getz' e göre yüzde 50 daha az ve 18 kilometrede sadece 1 litrelik tüketimi bulunuyor. Hybrid sistemde benzinli motor, bataryadaki enerjiyi kullanarak elektrikli motor tarafından çalıştırılıyor. Ancak aracın hareket etmesini, benzinli ve elektrikli motorlar beraber sağlıyor. Araç hareket ederken benzinli motor, bataryayı şarj etmek amacıyla tekerlekleri ve elektrikli motoru kullanıyor. Fren yaparken de elektrikli motor bir jeneratör görevini üstlenerek elektrik enerjisini üretiyor ve aracın bataryasında depoluyor. Araç durduğunda ya da şehir içinde trafik ışıklarında beklerken benzinli motorun çalışması otomatik olarak duruyor. Ancak yeniden gaza yüklenildiğinde elektrikli motor sayesinde çalışmaya başlıyor ve harekete geçiyor. Bu motorlarla 161 km/s' lik maksimum hıza ulaşan Getz Hybrid, 12.7 saniyede de 0-100 km/s hızlanmasını gerçekleştiriyor.

Hyundai, Hybrid araçların seri üretimine başlıyor. Hyundai, doğa dostu, elektrikli ve benzinli motoru aynı anda kullanan Hybrid motorlu araçların seri üretimine, 2006 yılında başlamaya karar verdi.

Hyundai Assan'dan yapılan açıklamaya göre, test amacıyla geliştirilen 50 adet Getz Hybrid modelini geçen yıl Kore hükümetine veren Hyundai, yine pilot proje kapsamında Hybrid motora sahip 350 adet Accent modelini hükümetin diğer birimlerinde kullanılmak üzere 2005 yılı sonuna kadar teslim edecek. Hyundai Motor Company'nin hedefi, ilk etapta daha az rakamlarla Hybrid araçlarının seri üretimine başlamak olarak açıklandı. Bu amaçla, Kore pazarının bu araçlara olan ilgisini ölçmek için ilk olarak Accent Hybrid modelleri 2006 yılı içinde satışa sunulacak. Accent Hybrid'lerin göreceği ilgiye göre Sonata'nın da Hybrid motorlu versiyonlarının seri üretimine geçilecek. Hybrid motorlu Sonata'lardan 2007 itibariyle yılda en az 10 bin adet üretilmesi planlanıyor. Hybrid motorlu araçlar öncelikle Kore pazarı için üretilecek. Daha sonraki dönemlerde Kore dışındaki diğer ülkeler için de üretim yapılacak. Otomotiv sanayiinde Hyundai ile birlikte Hybrid araç üretimi yapan sadece birkaç firma bulunuyor. Hyundai Motor Company, 2010 yılına kadar yıllık 300 bin adetlik Hybrid araç üretimini öngörüyor.

Alıntıdır.