Tam Sürümünü Görmek İçin : Eğitim Sen Ortaöğretim Modeli Önermektedir

matkap
20.08.2006, 13:04
Eğitim Sen, Orta ve Uzun Vadede Nasıl Bir Ortaöğretim Modeli Önermektedir? - 2003-12-16

Ortaöğretim sisteminin yeniden düzenlenmesi ihtiyacı, öncelikli olarak ortaöğretimde sorun alanlarının irdelenmesini gerektirmektedir. Ortaöğretimde sorunlar çok boyutlu olmakla birlikte, yeni bir sistem önerisi ileri sürülürken öncelikli olarak aşağıda belirtilen sorun alanları konusunda çözümler üretilmelidir;

- Ortaöğretimin amaç ve görevlerini yeniden gözden geçirmek,

- Genel eğitim ile mesleki temel eğitim arasında öğrenci dağılımı açısından denge kurmak,

- Genel eğitim ile mesleki teknik eğitimi bütünleştirmek,

- Örgün mesleki eğitim ile yaygın mesleki eğitimi bütünleştirmek.

Temel eğitim ile yükseköğretim arasında yer alan ortaöğretim kurumlarının gene amacı, bir yandan yükseköğretime, bir yandan da iş yaşamının gerektirdiği mesleklere öğrenci hazırlamak olarak belirlenmiştir. Genel ortaöğretim kurumlarının üniversiteye, mesleki ve teknik ortaöğretim kurumları mezunları da gittikçe artan bir ölçüde yükseköğretim kurumlarının kapılarının kendilerine açılmasını istemektedirler. Kuşkusuz eğitimde fırsat eşitliği açısından yaklaşıldığında her bireyin eğitimi sonuna kadar devam ettirme hakkı olmalıdır. Ancak ortaöğretim kurumlarının amacının yükseköğretime öğrenci hazırlamaya odaklaşması gibi bir sonuç ortaya çıkmakta ve bunun sonucu olarak ortaöğretim kurumlarında verilen eğitimin niteliği düşmektedir. Bu durumda iş yaşamının gerektirdiği nitelikli ara insan gücünün yetiştirilmesi sorunu bütünüyle yaygın eğitime (örneğin çıraklık sistemi) aktarılmış olmakta, örgün eğitimin bu noktadaki rolü ihmal edilmektedir.

Diğer taraftan genel liselerin işlevlerinin yeniden gözden geçirilmesine olan ihtiyaç da giderek kendisini hissettirmektedir. Geçmiş dönemlerde devlet kadrolarının memur kaynağını oluşturan liseler, süreç içinde bu özelliklerini kaybetmişler, üniversiteye giriş olanağı bulamayan yüzbinlerce lise mezunu, kendi kaderleri ile baş başa bırakılmıştır.

Prof. Dr. Hıfzı Doğan, genel lise mezunlarının sorunlarına çözüm olarak genel liselerin meslekileştirilmesini önermekte ve şöyle demektedir:

"Geleneksel olarak ülkemizde genel lise programları, öğrencileri yükseköğretime hazırlayacak şekilde düzenlenmiştir. Yükseköğretimde ve daha sonra da devlet kadrolarında yer bulduğu sürece, programın etkinliği fazla tartışma konusu yapılmadı. Ancak genel lise mezunlarının yükseköğretime girememeleri halinde hayata geçişlerinde karşılaştıkları zorlukların ortaya çıkması, genel lise programlarının yeniden ele alınmasını zorunlu hale getirmiştir. Bugünkü programlar, hızla artan öğrenci sayısı baskısını ve çeşitlenen öğrenci ilgi ve yeteneklerini karşılayamaz duruma gelmiştir.

Yükseköğretime öğrenci hazırlama amaçları ve yolları korunmak koşulu ile, bu görüşün bütün lise programlarını kontrol etmesine izin verilmemelidir. Öğrencilerin çoğunluğunun ihtiyaçlarına yönelik, yalnız bir üst öğretime giden küçük bir grubun ihtiyaçlarına göre düzenlenmiş bir program değil, bir sisteme ihtiyaç bulunmaktadır. Genel lise programları geliştirilirken, ortaöğretim düzeyinde öğrenimlerine son verecek öğrencilerin ihtiyaçları da dikkate alınmalı ve programlar öğrencilere bu fırsatı verecek şekilde geliştirilmelidir. Genel lisede yükseköğretime gidecek öğrencilere sağlanan imkanların iş hayatına gireceklere de sağlanması gerekir.

Genel lise programlarının; isteyen ve ihtiyacı olan öğrencilere, iş hayatında geçerli olan temel nitelikteki bilgi ve becerileri kazandıracak şekilde kapsamının genişletilmesi gerekir."

Planlı döneme girişle birlikte mesleki teknik eğitimin yaygınlaştırılmasına olan ihtiyacın vurgulanmış olmasına karşın bu konudaki plan hedeflerine ulaşılmadığı, imam hatip okullarındaki sayısal gelişmeler bir yana bırakılırsa, mesleki teknik ortaöğretimdeki öğrenci sayıları açısından ilerlemeler kaydedilmediği görülmektedir. Kuşkusuz bundan çıkarılacak çeşitli sonuçlar olabilir. Mesleki ve teknik ortaöğretim kurumlarının mesleğe hazırlama görevinin ikinci planda kalması, bir başka ifade ile bu okulların meslek okulu olma özelliğini yitirmeleridir. Böylece ister genel, ister mesleki nitelikte olsun, tüm ortaöğretim kurumlarından beklenti, üniversiteye geçiş için bir basamak oluşturma şeklinde ortaya çıkmaktadır. Kuşkusuz böylesi bir gelişmenin ülkemiz gerçekleri açısından olumlu bir gelişmeyi ifade ettiğini söylemek güçtür.

X. Milli Eğitim Şura'sında hem genel eğitim ile mesleki eğitimi, hem de örgün eğitim ile yaygın eğitimi bütünleştiren bir yaklaşım öngörülmüştür. Şura'ya göre ortaöğretim düzeyi çok amaçlı okuldan (değişik programlı tek tip lise), mesleki ve teknik okuldan oluşmaktadır. Çok amaçlı okulların programlarında ortak dersler bulunacağı, buna ek olarak yerel olanak ve ihtiyaçlara dayalı meslek kazandırıcı ve mesleklere hazırlayıcı çeşitli derslere yer verileceği, çok amaçlı okulun yükseköğretime ve aynı zamanda bir mesleğe hazırlama görevlerini başarmak amacıyla, akademik programlarla birlikte, olanaklara göre bölüm programlarından (teknik, tarım, ticaret, turizm vb) en az birini uygulayacağı belirtilmiştir.

X. Milli Eğitim Şura'sında mesleki teknik okulun başlıca özellikleri olarak şunlar belirtilmiştir:

- Mesleki ve teknik okullar, bir yandan tam zamanlı ve üç yıl süreli mesleki teknik eğitim programlarını, öte yandan ihtiyaçlara göre çeşitli tür ve düzeyde, süresi amaçlara göre değişen, örgün ve yaygın mesleki teknik eğitim programlarını uygulayan ortaöğretim kurumlarıdır.

- MTO'nun temel amacı, ortaöğretim çağında ya da dışında bulunan vatandaşlarımızı, çeşitli tür ve düzeylerde, bir meslek alanına hazırlamak ya da onlara belli dallarda bir meslek kazandırmaktır. Böylece MTO'da bir meslek edinmek isteyen her vatandaşın durumuna uygun programlara yer verilecektir. Bu program temel eğitim üstüne üç yıl süreli, tam zamanlı bir meslek programı olabileceği gibi, kısa süreli ve temel eğitimi gerektirmeyen gençler için düzenlenmiş bir meslek eğitimi programı da olabilecektir. Bir kurumdaki programların düzenlenmesinde kurumun olanakları ve yerel ihtiyaçları dikkate alınacaktır.

- MTO'da uygulanacak programlar arasında yatay ve dikey ilişkiler kurulacak (modüler ünite yapı), belli koşulları yerine getiren öğrencilerin geçişlerine olanak verilecektir. Ayrıca lise ile MTO'lar arasında da geçiş sağlanacaktır.

- Mevcut meslek okullarımızın tümü MTO içinde düşünülmüş olup, bunlar da gereğinde kısa süreli meslek eğitim programlarına yer verecektir.

Ortaöğretim düzeyinde genel eğitim ile mesleki eğitim arasında bir bütünleşmenin sağlanması olumlu bir gelişme olarak değerlendirilmelidir.

Mesleki ve teknik ortaöğretim alanında ortaya çıkan sorunlardan birisi de bu alanda programları çeşitlendirme yerine yeni okul türleri yaratma biçiminde ortaya çıkan uygulamalar olmuştur. Daha yüksek yatırımı gerektirdikleri de göz önünde bulundurularak aynı çatı altında birden fazla eğitim programı uygulanmalıdır.

Her düzey ve türde okulun çevresi ile etkileşim içinde olması gerekmektedir. Bilim ve teknolojinin hızla değiştiği çağımızda, işyerlerinin talep ettiği nitelikli işgücünün yetiştirilmesi için okul-işyeri birliği temelinde sanayinin, sendikaların, meslek kuruluşlarının ve yerel yönetimlerin katılımını kurumsallaştıran mekanizmaların kurulması mesleki ve teknik eğitim için ayrı bir öneme sahiptir.

Yukarıdaki açıklamalar ışığında ortaöğretim, bireylere meslek yaşamında gerekli olacak temel bilgileri kazandıran ve onları üniversiteye hazırlayan, temel eğitime dayalı, çok programlı liseleri kapsayan öğretim basamağıdır.

Ortaöğretimin genel nitelikleri şu şekilde sıralanabilir:

1- Lise düzeyinde farklı program türleri aynı lise yönetimi altında toplanır.

2- Lise birinci sınıfı ortak genel derslerden oluşur. İkinci ve üçüncü sınıflarda öğrenciler akademik ağırlıklı ve meslek ağırlıklı programlara devam ederler.

3- Mesleki ve akademik programlar arasında geçişlilik esastır. Akademik ağırlıklı programlara devam edenler mesleki dersler, mesleki ağırlıklı programa devam edenler de akademik nitelikli dersler alabilirler.

4- Lise düzeyinde temel mesleki eğitim verilir. Bunun anlamı değişik meslekler için ortak bilgi ve becerilerinin kazanılmasının sağlanmasıdır. İleri meslek eğitimi yükseköğretim düzeyinde sağlanır.

5- Ortaöğretimde ders geçme ve kredi sistemi uygulanır.

6- Meslek eğitimi programları modüler yapıya göre geliştirilir. Yaygın mesleki eğitim programlarından örgün mesleki eğitim programlarına geçiş yapılabilir.

Bu amaçla;

  • Çok amaçlı lise uygulaması hayata geçirilmelidir.

  • Ortaöğretimde modüler kredili sistem uygulanmalıdır.

  • Rehberlik ve yöneltme eğitimin temelini oluşturmalıdır.

    Eğitim Sen tarafından önerilen ortaöğretimin yeniden yapılandırılmasına ilişkin model, bütün bu tartışmaları bitirecek, mesleki teknik eğitimi sorunlarından arındıracak ve üniversiteye geçişi işlevli kılacaktır. Model önerisi aşağıdaki gibidir. Bu model tartışılmaya, yeniden düzenlenmeye açıktır.

    A. Orta Öğretim Modeli

    1. Çok amaçlı lise, Eğitim Sen'in öngördüğü 9 yıllık temel eğitim üzerine 4 yıllık bir eğitimin öngörüldüğü okul türüdür.

    2. Bu modelle, şu andaki okul türleri kaldırılarak çok amaçlı lise bünyesinde birleştiriliş olacaktır. Ancak, buradaki birleştirme yalnızca örgütsel yapılanmaların birleştirilmesi değil, programların da birbirini destekleyecek bir bütünselliğe kavuşturulmasıdır.

    3. Çok amaçlı lise öğrenciler arasında eşitliği zedeleyen ve pek çok meslek lisesi öğrencisine ilerlemede daha az olanaklar tanınmasına neden olan ortaöğretimdeki öğrenci ayrımını ortadan kaldıracaktır.

    4. Çok amaçlı lise yaklaşımında, öğrenciler ilgi ve yeteneklerine dayalı olarak akademik ve mesleki programlara aynı okul içinde devam etme olanağına sahip olacaklardır.

    5. Çok amaçlı liselerde teknik bilimler, fen bilimleri, sosyal bilimler ve güzel sanatlar bölümü vardır. Her bölüm bünyesinde akademik ve mesleki programlar vardır.

    6. Daha üst bir öğrenime devam etmek istemeyen çok amaçlı lise mezunları iş hayatının gerektirdiği temel bilgi ve becerilerle donatılmış olacağından kolayca çalışma yaşamına başlayabileceklerdir.

    7. Orta Öğretimden 2 Yıllık Meslek Yüksek Okullarına geçiş, ilgili alanlarda olmak koşuluyla sınavsızdır. Ancak, 4 yıllık Lisans programlarına geçişin, alanlar arasında sürekliliği özendirecek biçimde yeniden düzenlenmesi gerekir. Bu düzenleme, bitirilen orta öğretim programı ile öğrencinin girmek istediği yüksek öğretim programı arasında kopukluk yaratmayacak şekilde olmalıdır. İlgili alanlara giren öğrenciler için puanlama katsayısı, başka olanlardan gelen öğrencilere göre yüksek tutulmalıdır. Üniversiteye giriş süreç içinde sınavsız olmalıdır.

    8. Meslek Yüksek Okulları YÖK bünyesinden çıkarılarak MEB' e bağlanmalıdır.

    9. Meslek Yüksek Okulları öğrencilerin uygulama yapabilecekleri yerlerde açılmalıdır.

    10. Ortaöğretimdeki hangi bölümlerin ilgili alan sayılacağı yüksek öğretim kurumları tarafından belirlenir.

    11. Sistemde kararlara ve yönetime katılım esastır.

    B. Programların Yürütülmesi

    1. Çok amaçlı liselerdeki eğitim bir alana dönük meslek eğitimi olmayıp, birbiriyle bağlantılı alanları tamamlayan geniş tabanlı sektörel bir eğitimdir. Bu Modelde derinlikli mesleki eğitim 2 yıllık meslek yüksek okullarında düşünülmektedir.

    2. Ortaöğretimde modüler kredili sistem uygulanmalıdır. Böylece hem bireysel farklılıklara uygun bir esneklik sağlanacak, hem de alanın öngördüğü temel yeterliliklerin kazandırılması gerçekleştirilmiş olacaktır.

    3. Okul ile işyerleri arasında işlevsel bir işbirliği sağlanarak programların ortaklaşa yürütülmesine özen gösterilecektir. Böylece olanakları kısıtlı olan eğitim kurumlarının daha az maliyetle sektörün öngördüğü nitelikleri kurumsal ve uygulama olarak edinmeleri kolaylaşacaktır.

    4. Programlar yapılırken yerel gereksinimler dikkate alınacaktır. Bu amaçla belediyeler ticaret ve sanayi Odaları, eğitim sendikaları, sivil toplam örgütler, özel idareler, yörede geniş istihdam olanakları sağlayan işletmelerin temsilcilerinden oluşan eşgüdüm kurulları oluşturulacaktır.

    5. Eğitim programları geliştirilirken eğitimi yapılacak alanlardaki meslek standartları dikkate alınacak, böylece yetişen insanların istihdamı kolaylaştırılacaktır.

    6. Programlar arasında yatay ve dikey geçişler nesnel ölçülere dayalı ve yeterliliği temel alan bir anlayışla düzenlenecektir. Böylece, örgün eğitimdeki programlar arasından geçişler olabileceği gibi, yaşam boyu eğitim ile örgün eğitim arasında da geçişler sağlanmış olacaktır.

    7. Sistem modüler eğitim yapıldığı için değerlendirmede öğretmen yapısı sınavlardan çok mesleki yeterlilik ölçümüne dayalı geçerli ve güvenilir testler uygulanacaktır. Böylece, sınav sonuçları o alandaki eğitimin yeterliliği konusunda da bir güvence oluşturacaktır. Bu durum yatay ve dikey geçişleri de nesnelliğe kavuşturacaktır.

    8. Ortaöğretimdeki programlar, zorunlu ve seçimlik derslerden oluşacak ama derslerin niteliği ne olarsa olsun modüler kredili sistem uygulanacaktır.

    9. Yabancı dille eğitime son verilecek , yabancı dil öğretimine bölümlere göre ağırlık verilecektir.

    C. Rehberlik ve Yöneltme Sistemine Yönelik Önerilerimiz

    1. Temel eğitimde başlayan rehberlik ve yöneltme hizmetleri ortaöğretim boyunca da sürdürülmedir. Temel eğitimdeki rehberlik çalışmalarında amaç öğrencilerin kendilerini tanımaları, meslekler dünyası hakkında genel bir görüş edinmelerini sağlamaktır. Ortaöğretimdeki rehberlik çalışmaları ise modüler kredili sistem içinde kedilerine uygun tercih yapabilmeleri, iş ve yüksek öğretim programları hakkında bilgilenmelerine yöneliktir.

    2. Hiçbir eğitim düzeyinde öğrenci adına öğretmenler ya da anne babalar kakar vermemeli ya da herhangi bir seçeneği öğrenciye empoze etmemelidir.

    3. Rehberlik ve yöneltme çalışmaları bilimsel ölçme ve değerlendirme araçlarından elde edilen sonuçlara dayandırılmalıdır. Yine de danışmanların yaptığı öneriler "değerlendirilmesi gereken uygun seçenekler" olarak görülmelidir.

    4. Rehberlik hizmetleri bir ders olarak görülmemeli ve yıl boyunca çeşitli etkinlikler düzenlenerek yürütülmelidir. Görsel ve işitsel ortam ve olanaklardan yaralanılmalıdır.

    5. Tüm öğretmenlere mesleki rehberlikle ilgili temel bilgiler verilmelidir.

    Sonuç olarak;

    Eğitim sürecinin yeniden düzenlenmesi bir zorunluluk olarak kendisini dayatmakta, eğitim öğretim dizgesinin (sisteminin) yeni bir anlayış ile yeniden yapılandırılması gerekmektedir. Orta vadede, 12 yıllık eğitime geçilmeli, bu geçiş zaman içerisinde geliştirilerek; 2 yıl okul öncesi, 9 yıl ilköğretim ve 4 yıl orta öğretim olmak üzere toplam 15 yıllık nitelikli, demokratik, kamusal zorunlu eğitim olacak biçimde düzenlenmelidir.

    Eğitim Sen, demokrasiyi özümsemiş, başkalarının haklarına saygılı, kendi yeteneklerini tanıyan, eleştirel düşünebilen, teknoloji okur-yazarlığına sahip, çevre bilinci gelişmiş, toplumsal sorumluluk taşıyabilen, estetik değerler kazanmış, sorun çözmede başarılı, iletişim becerileri gelişmiş, emeğin değerini bilen, ekip anlayışına sahip, özgürlük ve bağımsızlığına düşkün öğrenciler yetiştirmek için, evrensel ve ulusal değerlere dayalı eğitim programlarının geliştirilmesini gerekli görmektedir.

    Ortaöğretimden Yükseköğretime Geçişte Yaşanan Sorunlar ve Çözüm Önerileri

    Mevcut yükseköğretim sisteminde görülen aksaklıkları şu başlıklar altında sıralayabiliriz:

    - 3 saatlik bir sınavın öğrencinin gelecekteki başarısını belirlemede yeterli olmadığı, sınavda başarılı olanların yükseköğretimde de başarılı olacağına ilişkin bilimsel bir verinin olmaması,

    - Ortaöğretimde farklı programlardan mezun olan öğrencilerin aynı giriş sınavı ile yükseköğretim görmek üzere seçilmekte ve yerleştirilmekte olması, ortaöğretim programları ve yükseköğretim programları arasında bir paralelliğin bulunmaması,

    - Ortaöğretim başarı puanının merkezi yerleştirme sınavlarına katkısının, ortaöğretim ile üniversiteye giriş arasında bir köprü niteliği taşıyor gibi görünmesine karşın temelde bazı sorunlar yaratması. Başarı puanının öğrencinin bağlı olduğu okun ortalamasına göre belirlenmesi, başarı puanının bir başka okulda olması durumunda farklılaşabileceği, ayrıca öğretmenlerin notlarının geçerli ve güvenilir olabileceğine ilişkin duyulan kaygılar.

    - Gerek öğrencilerin, gerekse velilerin gözünde ortaöğretim kurumlarında görülen eğitimin önemini yitirmesi, dershanelerin giderek önem kazanması ve bu durumun yarattığı eşitsizlikler.

    Kuşkusuz üniversiteye giriş için sağlıklı bir sistemin oluşturulması, üniversite sisteminde yapılacak değişmelerle birlikte düşünülmesi gerekir. Bir diğer nokta, tüm ortaöğretim kurumu mezunlarının, üniversiteye girmelerinin ne gerekli ne de olanaklı olduğudur. Ancak bu, bireyin eğitim görmesinin engellenmesi anlamına gelmemelidir. Güçlü bir yaygın eğitim politikası ile bireylere okul dışı ortamlarda da kendilerini geliştirme fırsatı verilmelidir. Öte yandan üniversiteler, yetişkinlere yönelik farklı eğitim düzenlemeleri ile, bireyin yaşamının her aşamasında eğitim alma, eğitimi geleceğe erteleme hakkını güvence altına alabilirler. Bu anlayış yaşam boyu eğitimin temelini oluşturmaktadır. Yaşam boyu eğitim anlayışı ile düzenlenen bir üniversite sistemi şunları gerçekleştirebilir:

    - Yetişkin bireylere sınavda başarı koşuluna bağlı olmaksızın kredili yada kredisiz eğitim programları bulunabilir. Bizde ikinci öğretim olarak sunulan ve mevcut sistemin bir devamı olan uygulama öğrenimlerine belirli bir süre ara veren yetişkin için eğitim olanağı olarak düşünülmelidir.

    - Türkiye'deki biçimiyle mevcut sistemin yozlaşmış bir biçimi olarak devam eden uzaktan eğitim uygulamaları, belirli bir yaşın üstünde yetişkinlere sınav gibi bir önkoşul tanımaksızın, yükseköğretim fırsatları biçimine dönüştürülebilir.

    Bireylere eğitimlerini geleceğe erteleme güvencesi verildiğinde ortaöğretim sonrası üniversiteye giriş için zorlamanın ortadan kalkacağı varsayılmaktadır. Dünyanın pek çok ülkesinde bu durumun uygulamaları mevcuttur.

    Bu koşullar sağlandıktan sonra üniversiteye giriş sistemi aşağıdaki biçimde yeniden düzenlenmelidir:

    - Temel eğitim düzeyinde yapılacak sağlıklı bir rehberlik, öğrencinin üniversiteye kendisi için en doğru programa yerleştirilmesinin de ön koşulu olmaktadır. Rehberlik etkinlikleri ortaöğretim düzeyinde de devam ettirilmelidir.

    - Ortaöğretim sonrası uygulanacak merkezi sınavın kapsamı lise programlarına paralel olarak çeşitlendirilmelidir.

    - Ortaöğretim düzeyinde ders geçme ve kredili sistem uygulanmalı, hangi üniversite programının hangi alanda kaç kredilik dersi öngördüğü üniversite ile yapılacak işbirliği çalışması ile açığa kavuşturulmalı, öğrenci üniversite tercihlerini aldığı kredilerin niteliğine ve toplamına göre yapmalıdır. Bu durumda yükseköğretimde tercih ettiği programla, ortaöğretimde izlediği program arasında paralellik sağlanmış olur.

    Yükseköğretime Giriş Sistemi

    Yükseköğretim kurumlarına giriş sistemine ilişkin yeni bir tartışma süreci yaşanmaktadır. YÖK-YEK tartışmalarının geldiği nokta özünde tarafların niyetlerini ortaya çıkarmıştır.

    Eğitime ilişkin olarak yapılan tartışmalara baktığımızda, temel sorunlar ve çözüm önerilerinden çok subjektif niyetler ve siyasal tercihler üzerinden soyut bir tartışma yürütüldüğü görülmektedir. Bu tartışmalar sürecinde konunun tarafları büyük ölçüde devre dışı bırakılmıştır. Tarafların görüşlerine tartışmaların son aşamalarında sözde katılımcılığı sağlamak adına başvurulmuştur.

    Eğitimin bütünü üzerinden sorunlar oldukça büyümüş ve gittikçe karmaşıklaşan bir hal almıştır. Ülkeyi yönetenler hiçbir zaman sorunun kaynağına inmeyi düşünmemişler, sadece yüzeysel sorunlarla uğraşmayla yetinmişlerdir. "Nasıl bir orta öğretim modeli?" "Orta öğretimden yüksek öğretime geçiş nasıl olmalıdır?" "Yüksek öğretim kurumları hangi ihtiyaçlar üzerinden açılıyor?" "İhtiyaçlara uygun nitelikli eğitim yapılıyor mu?" "İstihdam politikaları ile ilişkili bir işleyiş var mı?" vb. yığınla sorunun yanıtında ülkenin içinde bulunduğu çıkmazların görüntüsü vardır. Öyleyse öncelikle eğitimin niteliğini, içeriğini, politikalarını tartışmak esas olmalıdır.

    1- Üniversiteye giriş sisteminde öncelikle:

    - Ülkenin ihtiyacı,

    - Nitelikli işgücü ihtiyacı,

    - Üretim ve hizmet alanlarının tespiti üzerinden istihdam politikası,

    - Yeterli akademik personel, bu personelin yeterlilik ölçüleri, ihtiyaca uygun sayısı, belirlenmelidir. Merkezi planlamalar yapılarak ihtiyaç üzerinden yüksek öğretim kurumları açılmalı, açılı bulunanlar işlevine uygun bilim kurumlarına dönüştürülmelidir.

    2- ÖSYM, üniversitelere sınavsız geçişin koşulları oluşuncaya kadar seçme ve yerleştirmeye ilişkin sınavları yapacaktır. Ancak ÖSYM, "umut tacirliği üzerinden rant sağlayan" kurum olarak görülmemelidir. ÖSYM, özel sektör kuruluşlarının da sınavlarını üstlenerek ticari bir kuruluşa dönüştürülmüştür.

    Ülkemizde işsizliğin oldukça yoğun olduğu gerçeğini değerlendirildiğinde yapılan sınavlar tam anlamıyla bir soyguna dönüşecektir.

    3- Yükseköğretim kuruluşlarına sınavsız geçiş gerçekleşinceye kadar sınav sistemi sürecektir. Dershanelerde yaşanan yığılmaların, okullardaki eğitim öğretimin savsaklanmasının da önüne geçmek gerekir. Bireysel başarı puanı, okul puanı vb. teşvikler mevcut olumsuzluğu gidermemektedir. Aslolan okulların; eğitim ve öğretim sistemlerinin, öğrenciler için ilgi çekici ve ihtiyaçlara yanıt veren bir duruma getirilmesidir. Okullar, öğrencilerin yaşamının bir parçasıdır. Öyleyse mutluluk duyacakları, sevecekleri mekanlara dönüştürülmelidir.

    Böylesi bir sistemde, sınavlı geçiş yöntemiyle adayların yerleştirilmeleri sözel, sayısal, eşit ağırlık ve yabancı dil olmak üzere dört puan türünde yapılmaktadır. Bu puan türlerinin, sorumlu olduğu derslerden yüzdeliklerinin ağırlıklı olması doğaldır. Alanı ile ilgili türlerde, sırf puan amacıyla ek bilgi yükleme mantığı terk edilmelidir.

    4- Orta öğretimde okul türleri karmaşası yaşanmaktadır. Okul başarı puanı uygulaması eşitsizlikler yaratmıştır. Düz liseler, Meslek ve Mesleki Teknik Liseleri mezunları mağdur olmuştur.

    Çok Amaçlı Lise modeline geçişe kadar kademeli olarak çok türlü sistem terk edilmelidir. Uygulanacak sistem üç yıldan önce hayata geçirilmemelidir. Bundan kasıt mevcut sistemde okuyan öğrencilerin mağduriyetlerini önlemektir. Kademeli geçiş süresinde ise var olan haksızlıklar acilen giderilmelidir. Eşitliği sağlamak kaygısıyla yapılan/yapılacak düzenlemelerde okul başarı puanının kaldırılması, mevcut liselerde öğrenimini sürdüren öğrenciler için yeni haksızlıklar ve eşitsizlikler yaratacaktır. Fen Liseleri, Anadolu Liseleri ve benzeri tür liselerde okuyan öğrenciler ps*kolojik olarak olumsuz etkilenecektir. Bir eğitim örgütü olarak Eğitim Fakültelerine girişte Anadolu Öğretmen Liselerine öncelik tanınmasını savunuyoruz. Anadolu Öğretmen Liseleri mezunları sınavsız olarak Eğitim Fakültelerine gitmelidir. Sınav olacak ise ek puan almalıdır. Öğretmen liseleri ve mesleki teknik eğitimde okuyan öğrencilerin alanı ile ilgili yüksek öğretim kurumlarına girişlerinde kolaylık sağlanmalıdır. (Eğitim Fakülteleri ve Mühendislikler) Meslek veya Mesleki Teknik Liselerden mezun olanların üniversiteye girişlerinde alanlarıyla ilgili ağırlıklı derslerden sınava tabi tutulmaları gerekir.

    Okul türü sayısını da azaltmayı hedefleyen kademeli geçiş olumsuzlukları asgari düzeye indirebilir.

    5- Bireysel başarı puanı hesaplanırken okuldaki bireysel başarı notu, derslere karşı ilgiyi bir süre arttırabilir. Ancak köklü çözüm getirmez. Üstelik adil gibi görünse de, bazı okul türlerinde okuyan öğrenciler düz lise öğrencilerine nazaran haksızlıklara uğrayabilirler. Bu durumda subjektif değerlendirmelerin önüne geçilemesi güçtür. .

    Ayrıca sınavlarda ALAN-BÖLÜM ve KOL farkı gözetilmeden herkesin eşitlendirilmesi gibi durumlarda yeni polemikler ve çatışmalar doğacaktır.

    Özellikle İmam Hatipler üzerinden koparılan fırtınalar, eğitimin gerçek sorunlarının üstünü örtmeye hizmet etmektedir. Meslek ve Mesleki Teknik Liselerde okuyan öğrenciler, çatışma ve tartışmalardan dolayı mağdur olmuştur. Mağduriyetleri sürmektedir. Mesleki teknik eğitim ve meslek liseleri mezunlarının alanları ile ilgili mühendislik ve uzmanlık gerektiren üst eğitim kurumlarına girişleri sınavsız olmalı. Yada sınav olması durumda EK PUAN almalıdır.

    İmam Hatipler tartışmanın odağından çıkarılmalıdır. Sorun çözmek yerine sorunun özünü gizleyen bu tartışmayı doğru bulmuyoruz.

    Bu konuyla ilgili olarak, İmam Hatip Liselerinin meslek liseleri kapsamından çıkarılmasını öneriyoruz. İmam Hatip Liseleri, özel statülü okul olarak değerlendirilmelidir. Böylece Meslek ve Mesleki Teknik Liseler ile Düz Liseler statüsü içinde yer almayan İmam Hatip Liseleri üzerinden yeni bir model tartışması yapılabilir.

    İmam Hatip Liseleri özel statülü okul türüne dönüştürüldüğünde amacı net olarak vurgulanmalıdır.

    İmam Hatip Liseleri, sayısı ve kapasitesi ülkenin ihtiyacı üzerinden bir planlama yapılmasını zorunlu kılmaktadır. Öğrenci kapasitesi belirlenmesi, öncelikle bu planlamaya bağlı olarak gerçekleştirilmeli, okul sayısı sınırlandırılmalıdır. İmam Lisesi mezunlarının alanlarındaki yüksek öğretim kurumlarına sınavsız geçişi sağlanmalıdır.

    İmam Hatip Liseleri üzerinden yapılacak bir tartışma bu aşamada olabilir. Süreç içinde ise, bu alan ile ilgili eğitimde devletin yükümlülüğü sona ermelidir. Böylece tartışmaların mağduru olan düz lise veya mesleki teknik liseleri tartışmanın dışında değerlendirme olanağı doğacaktır.

    6- Yükseköğretime girişte belli bir sanat dalı veya özel yetenek gerektiren dallarda puan değil, beceri ve yetenek asıl ölçüt olmalıdır. Ancak buna ilişkin esas ve usuller yönetmelikle değil, yasaya eklenecek bir madde ile belirlenmelidir. Bu alanla ilgili yönetmelik çıkarma yetkisinin MEB'e verilmesi doğru değildir. MEB, her dönem, subjektif yargıları öne çıkarmakta, sık sık yeni kurallar ve işleyişler getirerek karmaşa yaratmaktadır. Yeni mağduriyetlerin veya siyasi hesapların önü açılmamalıdır.

    Sanat dalı veya özel yetenek gerektiren alanlara yerleştirmede özel yetenek sınavının etkisi yüzde yirmiyi geçmemelidir. Mevcut uygulanan yerleştirme sisteminde de problemler yaşanmaktadır. Ortaöğretim puanı ve özel yetenek puanının toplamı bu tür bölümlere girişte esas alınmalıdır.

    7- Meslek Yüksek Okulları yüksek öğretim kapsamından çıkarılmalı ve mühendislik bölümlerine dönüştürülmeli ve ilgili fakültelere bağlanmalıdır. Bu şekilde çekici hale getirilen Meslek Yüksek Okulları, nitelikli eğitim veren Yüksek Okullar statüsüne kavuşacaktır. Meslek liseleri ve mesleki teknik liselerden mezun olanların bu okullara girişlerinin sınavsız olması doğrudur.

    8- Puanlamalarda fırsat eşitsizliği yaratılmasını önlemek için eğitimin niteliğini artırmak gerekmektedir. Yüzdelik bireysel başarı ölçütü çarpımları, mevcut okuyanların bir bölümünü olumsuz olarak etkileyecektir. Çok amaçlı lise alternatif modeli, çok türlü ortaöğretim kurumlarını büyük ölçüde içinde bulunduğu karmaşadan kurtaracaktır.

    Sadece ortaöğretim başarı puanını etkili duruma getirmekle, okulun nitelikli eğitime ulaşması beklenmemelidir. Sorunun kökten çözümü sosyo-ekonomik yapıdan kaynaklı eşitsizliklerin giderilmesine bağlıdır. Kısmen veya sıfıra yakın çözüm için ŞURA'da bilimsel bir tartışmaya ihtiyaç vardır. Eğitim Sen bu tartışmaların içinde taraf olarak yerini alacaktır.