ToLGMaN
10.09.2006, 14:50
Türk Gençliği bilinmez bir yaşam kaygısının içinde çalkalanıp duruyor. Üniversite öğrencileri bile nasıl bir iş hayatının kendilerini beklediğini bilmiyor. Gittikçe zorlaşan yaşam şartlarının altında kendimizi bulamıyoruz. Arık üretkenliğimiz tamamen çürüyor. Sadece para kazanma üzerine şartlandırılıyoruz. Bilimsel çalışmalarımız sonucunda tam manasıyla iyi yaşam koşulları bulamayacağımız düşüncesi bizleri bilim adına çalışmaktan alıkoyuyor. Artık televizyon toplumu olarak nitelendirebileceğimiz bir toplumuz. Televizyonda da artık yoğunluğu oluşturan magazin programları sayesinde sadece hayatı şan, şöhret ve para olarak gören bir gençlik oluşturuldu. Geriye baktığımızda, insanlar toplum için çalışmayı önemli kılıyordu. Buna örnek olarak öğretmenliği verebiliriz. Ancak şu anda öğretmenlik birden fazla gelir kaynağı getirebileceği düşüncesi oluşmaya başladı. İnsanların geleceğini göremedikleri göz önüne alınırsa bu durumun oluşmaması elde değil. Üniversitede okuyan gençlerin çok az bir kısmı akademik kariyer düşünüyor. Akademik kariyer düşünülmemesinin nedenlerinden birisi para kazanmak için aceleci ve hırslı davranmamız. Diğer bir neden ise bilimsel araştırma şansımızın az olmasıdır. Bir tüketim toplumu olarak zaten üretimimiz kısıtlı seviyede, birde üniversitelerde araştırma imkânının eks*kliğinden üreten beyinlerimiz de dışarıya gidiyor. Bizim beyinlerimizi diğer ülkeler bizden iyi kullanıyorlar. Gerçekten zeki olan gençlerimiz ise eğitim sisteminde dönen bozuk çarkların arasında ezilip gidiyor. Teorik öğretilerle pratikte bir şey kazanamıyoruz.
Medyanın baskısını en çok çeken biz gençler toplum adına düşünmekten ve tartışmaktan uzaklaştırılıyoruz. Amerika ve Avrupa ülkelerinden aldığımız televizyon programları bizleri ilginç bir şekilde televizyon bağımlısı haline getiriyor. Uykusuz gecelerimiz kitap okuyarak değil de televizyon izleyerek geçiriyorsak yanlış bir şeyler vardır. Aslında bu bizim teknolojiye karşı inanılmaz bir yarış içinde olmamızdan kaynaklanıyor. Sanıyorum ki cep telefonu devi Finlandiya’ da bu kadar yaygın değildir cep telefonları. Bizler teknolojiyi çok çabuk benimsiyoruz ama teknoloji üretme konusunda bir çabaya sahip değiliz. 20-25 yıl öncesinde telefonla görüşmek için 1 ay beklendiğini herkes bilir. Ama şu anda isteyen istediğine istediği zaman ulaşabiliyor. Görüldüğü gibi teknoloji çok hızla ilerliyor, biz bu teknolojiyi çok hızlı alıyoruz ama üretme konusunda bir hızımız yok. Yerimizde sayıyoruz hatta geriye gidiyoruz.
Bizler neden bu haldeyiz. Çözümü açık. Düşünen toplumlar her zaman ilerlerler. Bizim ilerlememiz ne Avrupalı’ nın ne de Amerikalı’ nın işine gelir. Bulunduğumuz konum itibariyle burada güçlü bir Türkiye onların çıkarlarıyla ters düşecektir. Elde etmek istedikleri yeraltı ve yerüstü kaynaklarına ulaşmada her zaman Türkiye önlerinde olacağından onlar için bir sıkıntı yaratacaktır. İngiltere yıllarca Osmanlı’ ya çok sevdiğinden mi yardım etmişti? Bunun böyle olmadığını çok tarihçi söyler. Anadolu’ nun işgaliyle orada oluşacak güçlü bir devlet İngiltere’ nin çıkarlarına uygun değildi. Bizler tarihten ders almada zorluk çeken bir toplumuz. Niye bu durumu görmede bu kadar zorluk çektiğimizi bilmiyorum. Oysa apaçık Orta Doğu’ da dış güçler tarafından kontrol edilecek bir yapılanmaya çalışılıyor. Bizi de o yönetilenler arasına koyma çabaları devam ediyor. Biz farkında olmadığımız gücü kullanarak bunun içinden çok rahat kurtulabiliriz. Ama 5 sene sonra bunun için çok geç olabilir. Amerika Kuzey Irak’ a çok fazla asker yığıyor. Suriye ve İran’ a saldırmak için şartların olgunlaşmasını bekliyor. Eğer oralarda da askeri gücü oluşturabilirse biz çok büyük bir ordunun arasında kalabiliriz ve telafisi mümkün olmayan bir duruma girebiliriz.
Tarihimizi iyice bilmeliyiz ve dış güçlerin bizleri yüzyıllardır nasıl parçaladıklarını görmeliyiz. Bunun için geç alınacak önlemler çözüm için geç olabilir…
Medyanın baskısını en çok çeken biz gençler toplum adına düşünmekten ve tartışmaktan uzaklaştırılıyoruz. Amerika ve Avrupa ülkelerinden aldığımız televizyon programları bizleri ilginç bir şekilde televizyon bağımlısı haline getiriyor. Uykusuz gecelerimiz kitap okuyarak değil de televizyon izleyerek geçiriyorsak yanlış bir şeyler vardır. Aslında bu bizim teknolojiye karşı inanılmaz bir yarış içinde olmamızdan kaynaklanıyor. Sanıyorum ki cep telefonu devi Finlandiya’ da bu kadar yaygın değildir cep telefonları. Bizler teknolojiyi çok çabuk benimsiyoruz ama teknoloji üretme konusunda bir çabaya sahip değiliz. 20-25 yıl öncesinde telefonla görüşmek için 1 ay beklendiğini herkes bilir. Ama şu anda isteyen istediğine istediği zaman ulaşabiliyor. Görüldüğü gibi teknoloji çok hızla ilerliyor, biz bu teknolojiyi çok hızlı alıyoruz ama üretme konusunda bir hızımız yok. Yerimizde sayıyoruz hatta geriye gidiyoruz.
Bizler neden bu haldeyiz. Çözümü açık. Düşünen toplumlar her zaman ilerlerler. Bizim ilerlememiz ne Avrupalı’ nın ne de Amerikalı’ nın işine gelir. Bulunduğumuz konum itibariyle burada güçlü bir Türkiye onların çıkarlarıyla ters düşecektir. Elde etmek istedikleri yeraltı ve yerüstü kaynaklarına ulaşmada her zaman Türkiye önlerinde olacağından onlar için bir sıkıntı yaratacaktır. İngiltere yıllarca Osmanlı’ ya çok sevdiğinden mi yardım etmişti? Bunun böyle olmadığını çok tarihçi söyler. Anadolu’ nun işgaliyle orada oluşacak güçlü bir devlet İngiltere’ nin çıkarlarına uygun değildi. Bizler tarihten ders almada zorluk çeken bir toplumuz. Niye bu durumu görmede bu kadar zorluk çektiğimizi bilmiyorum. Oysa apaçık Orta Doğu’ da dış güçler tarafından kontrol edilecek bir yapılanmaya çalışılıyor. Bizi de o yönetilenler arasına koyma çabaları devam ediyor. Biz farkında olmadığımız gücü kullanarak bunun içinden çok rahat kurtulabiliriz. Ama 5 sene sonra bunun için çok geç olabilir. Amerika Kuzey Irak’ a çok fazla asker yığıyor. Suriye ve İran’ a saldırmak için şartların olgunlaşmasını bekliyor. Eğer oralarda da askeri gücü oluşturabilirse biz çok büyük bir ordunun arasında kalabiliriz ve telafisi mümkün olmayan bir duruma girebiliriz.
Tarihimizi iyice bilmeliyiz ve dış güçlerin bizleri yüzyıllardır nasıl parçaladıklarını görmeliyiz. Bunun için geç alınacak önlemler çözüm için geç olabilir…