Estetik cerrahi yöntemlerinden biri olan yağların vakumla alınması, 70’li yıllardan beri uygulanmasına rağmen, 90’lı yılların ortalarında yeni gelişmelerle estetik cerrahinin artık vazgeçilmez ve en sık kullanılan metotlarından biri haline gelmiştir. Liposakşın, vücutta belli bölgelerde toplanmış inatçı yağ birikimlerinin vakum yardımı ile emilerek dışarıya alınması ameliyatıdır. Bu girişim ile vücudun diğer bölgelerine göre daha fazla yağ toplanması olan bölgelerdeki yağlar alınarak vücuda daha orantılı bir şekil verilmektedir. En uygun adaylar, aşırı kilolu olmayan ve istenmeyen yağın bulunduğu bölgedeki cildin elastikliğini koruduğu ve sarkık olmadığı hastalardır. Deri elastik yapısını kaybetmiş ise, yağların vakumla alınması sonrasında derideki sarkma giderilemeyecek ve görüntü düzeltilemeyecektir. Böylece ideal uygulama, kilosu normal ya da normalden biraz fazla olan, ancak vücudun belli bölgelerinde diğer bölgelerden daha fazla yağ toplanması olan kişilerde olacaktır.
Amacımız, belli yerlerde toplanan ve rejim ya da egzersiz ile giderilemeyen yağları almaktır. Özellikle bayanlarda kalça, basen, uyluk, karın ve bel bölgelerinde diğer bölgelere göre daha fazla yağ toplanması görülmektedir. Özellikle bayanların yapısal bir yağlanma şekli olan basen yağları, ne kadar kilo verilirse verilsin erimez. Liposakşın bu tür fazlalıkları almak için ideal bir çözümdür. Bu işlem ile bu bölgeler inceltilerek diğer bölgeler ile orantısı dengelenmektedir. Aşırı kilolu insanların bu ameliyat ile zayıflamalarını beklemek ise çok gerçekçi değildir. Bu girişim, kesinlikle bir zayıflama ameliyatı değil, bir vücut kontür düzeltme ameliyatıdır.
Bir operasyonda emilen yağ miktarı ortalama 2-3 litredir. Bu miktar ile hedeflenen kişinin bel, basen ve kalçalarındaki görünüm kusurunu düzeltmektir. Deri elastikiyeti iyi olmak koşuluyla 18 yaşından itibaren her yaşta yapılabilir. Rejim ile kilo veriliyorsa bu ameliyat, daha fazla kilo vermenin mümkün olmadığının kişi tarafından karar verilmesine kadar ertelenebilir. Yeni doğum yapmış anneler için ideal zaman doğum sonrası birinci yıldır.
Liposakşın ile yağ dokularının alınmasından sonra bu bölgelerde yeniden kilo alınması söz konusu değildir, çünkü liposakşın ile alınan sadece yağ değil, o bölgedeki içi yağla dolu hücrelerdir. Yağ hiçbir zaman deri altında serbest alanda birikmez. Depolanması için yağ hücresinin bulunması gerekir. Vücut bu bölgeleri tekrar eski haline getirecek şekilde yağ hücreleri oluşturmaz, yani sonuç kalıcıdır. Ancak ameliyattan sonra kilo alımı söz konusu olursa, bu ameliyat yapılan bölgeler haricinde genel bir yağ birikimi sonucundadır.
Liposakşın, vücutta fazla yağ birikimi olan herhangi bir yere uygulanabilir. En sık kolların üst kısmı, göğüs, sırt, bel, karın, kalça, basen, uyluk ve dizlerin iç yüzü, yüz, çene altı ve boyun bölgelerinde kullanılır. Benzer şekilde fazla sarkık olmayan memelerin küçültülmesinde ve erkeklerde meme büyümesi olarak adlandırılan jinekomasti durumlarında da uygulanmaktadır. Ancak selülit tedavisinde tek başına etkili değildir. Dünyada olduğu gibi ülkemizde de liposakşın cinsiyet ayrımı olmadan tercih edilen bir uygulamadır.
Klasik liposakşın işlemi, ilk çıktığı yıllarda kullanılan kanül çaplarının oldukça geniş olması ve kullanılan vakum cihazlarının yeterli olmaması nedeniyle ciddi sorunlar ortaya çıkmıştır.
Bu ameliyattan sonra yaşamını yitiren hastalar dahi olmuştur. Ancak bu sorunlar günümüzde rastlanılmamaktadır. Her ameliyatın olduğu gibi bu uygulamanın da riski vardır, ancak liposakşın en risksiz girişimlerden biridir. Amaç zayıflatma değil, kontür düzeltme olduğu sürece, iyi seçilmiş hastada ve hastane koşullarında, iyi uygulanan teknikle, emniyet sınırı aşılmadığı takdirde herhangi bir riski olmayan bir ameliyattır. Yağ emilecek bölgeler içine lokal anestezik ve kanamayı azaltan ilaçların (adrenalin) bulunduğu serumlar enjekte edilmekte ve bu bölgelerden yağlar daha kolay ve kansız şekilde çekilebilmektedir. Küçük çaplı kanüller kullanılması ameliyat sonrası oluşabilecek düzensizlik ihtimalini en aza indirmektedir.
Liposakşın uygulamalarını elektrik akımı, lazer, ultrason teknikleriyle birleştirmeye yönelik birçok teknik tarif edilmiş olmasına rağmen bugünkü aşamada klasikleşmiş olan vakum yöntemi (liposuction) halen en güvenilir ve en iyi sonuçları veren yöntemdir. Liposakşın ile derin katlardaki fazla inatçı yağlar alınmakla birlikte, son 10 yıl içinde geliştirilen yüzeyel liposakşın ya da liposculpture adı verilen yöntemle kontur düzensizliğine neden olan yağ birikimleri de giderilebilmektedir. Liposculpture tekniği ayrıca deri sarkmalarının giderilmesi ve inatçı selülitlerin yok edilmesinde kesin sonuç veren bir yöntem haline gelmiştir.
Liposakşın ameliyatı yağ alınacak bölge uyuşturularak lokal anestezi altında veya genel anestezi altında yapılabilir. Geniş alanlarda çalışma gerekmediği durumlarda “lokal anestezi ile desteklenmiş sedasyon” denilen ve yarı uykuda olmayı sağlayan ek bir anestezi verilir. Lokal anestezi ile desteklenmiş sedasyon anestezisiyle yapılan girişimlerde de anesteziyoloji uzmanı ameliyatta bulunmakta ve hastayı yatıştırıcı birtakım ilaçlar ile rahatlatmakta ve ağrı duymasını engellemektedir. Teknik olarak ameliyat ortalama 1-3 saat sürer. Girişim sadece kanüllerin gireceği
Çoğunlukla hastanede kalmak gerekmez ancak genel anestezi alan hastaların 1 gece hastanede kalmaları gerekli görülmektedir. Liposakşın işlemi sonrası girişim yapılan bölgeye elastik korseler giydirilmektedir. Böylece derinin yeni yerine daha pürüzsüz şekilde adapte olması sağlanmaktadır. Hasta korse giymeğe 6 hafta devam eder. 3. haftadan sonra gece yatarken korsesini çıkartabilir.
Ameliyattan sonraki ilk saatler hafif ağrı olabilir, bu ağrı rahatsız edici nitelikte şiddetli bir ağrı değildir ve ağrı kesiciler ile kontrol altına alınabilir. Ameliyattan birkaç saat sonra yardım ile yürüyebilse de ameliyattan sonra en az 2 gün istirahat şarttır, ancak 2 günden sonra yardımsız bir şekilde yürüyüp hafif aktivitelere katılabilir.
Ameliyattan sonraki dönemde ameliyat olunan bölgelerde morarma, şişkinlik, gerginlik, kaşıntı ve çekilme hissi olabilir, bunlar normaldir. Ameliyat sonrası ortaya çıkabilen morarmaların kaybolması ortalama 3-4 hafta sürer. Ameliyatın doğal bir sonucu olan ödem (şişlik), hiç incelme olmamış hissi verebilir. Ödem üç hafta içinde azalır ve gerçek vücut hatları yavaş yavaş ortaya çıkmaya başlar. İşe ve hayatın normal etkinliklerine dönüş ortalama 1 haftadır. Liposakşından sonra hastaya 3-4 hafta fiziksel egzersizler önerilmektedir.
Bu tür ameliyatlarda morarma şeklinde basit hematomlar görülebilir fakat ciddi bir kanama olması olasılığı yok denecek kadar azdır. Ameliyattan sonra beşinci gün civarında eğer kızarıklık, ateş ve şişlik varsa infeksiyon habercisi olabilir ve hemen antibiyotik tedavisi uygulanmalıdır. Ameliyatta kullanılan ilaçlarının dozlarının da iyi hesaplanması gerekmektedir. Verilen sıvı yüksek miktarda lokal anestetikler içerdiği için doz miktarlarına çok dikkat edilmesi gereklidir. Doz aşımında bazı nörolojik bulgular ortaya çıkabilir. Çoğu 6-8 haftada geçecek olan bir his kaybı, uyuşukluk olabilir.
Asimetri ve yüzeyde oluşabilecek düzensizlikler ve eğrilikler bu ameliyattan sonra karşılaşılabilecek sorunlar arasındadır. Ciddi asimetrilerde bir rötuş ameliyatı gerekebilir. Eğer yüzeyde bir düzensizlik yoksa simetriyi sağlamak çok kolay olur. Ama düzensizlikler özellikle belli yerlerde ciddi çökmeler şeklinde ise bunları düzeltmek her zaman mümkün olmayabilir. Çökük yerlere yeniden yağ vermek, yüksek kalan yerleri doldurmak ve bütün ameliyat bölgesini eşitlemek gerekmektedir ki bu da çok emek isteyen bir işlemdir.
Liposakşın ameliyatı plastik cerrahide son 20 yıl içindeki en iyi buluşlardan biridir. Bu işlemin selülit denilen derideki düzensizlikleri azaltabilmekle birlikte tamamen ortadan kaldırmayacağı bilinmelidir. Liposakşın işlemi uygun hastalar seçildiğinde deneyimli ellerde yapılırsa çok başarılı sonuçlar veren bir girişimdir. Ancak uygun olmayan bölgelerden aşırı yağ alınmasına bağlı oluşan deformitelerin geriye dönüşünün oldukça güç olduğu akıldan çıkartılmamalıdır. Bu girişimin sonunda vücut hatlarında kalıcı ve çarpıcı bir düzelme sağlanır. Hiçbir zaman düzelmeyeceği düşünülen, psikolojik olarak rahatsızlık veren ve egzersizlerle düzeltilemeyen görünüm, yeni bir şekil kazanacak ve kişinin kendine güveni artacaktır.